Bazı bahçeler birkaç çiçek tarhı ve ağaçtan çok daha fazlasıdır. Yüzyıllar boyunca şekillendirilen peyzajlar, dev seralar, göletler, çeşmeler ve binlerce bitki bir araya geldiğinde ortaya adeta yaşayan bir sanat eseri çıkabilir.
Üstelik dünyanın en güzel bahçelerinin her biri aynı anlayışla tasarlanmamış. Hollanda’da rengârenk lale tarlalarıyla karşılaşırken Japonya’da sadelik ve huzur, Singapur’da ise doğayla geleceğin teknolojisi bir araya geliyor.
Çiçeklerin ve bitkilerin şaşırtıcı dünyasını seviyorsanız Merakça’daki Dünyanın En Tuhaf 10 Çiçeği listesi de ilginizi çekebilir.
Merakça’nın Kısa Cevabı
Dünyanın en güzel bahçeleri arasında Hollanda’daki Keukenhof, Kanada’daki Butchart Gardens, Singapur’daki Gardens by the Bay, Japonya’daki Kenroku-en, İngiltere’deki Kew Gardens ve İtalya’daki Villa d’Este öne çıkıyor. Bu bahçelerin bazıları yüzlerce yıllık geçmişleriyle, bazıları ise modern peyzaj tasarımları ve olağanüstü bitki koleksiyonlarıyla dikkat çekiyor.
1. Keukenhof – Hollanda

Bahar aylarında Hollanda’ya gidenlerin karşısına çıkabilecek en renkli manzaralardan biri Keukenhof.
Lisse yakınlarındaki dev bahçede laleler başta olmak üzere sümbüller, nergisler ve çok sayıda farklı çiçek türü aynı anda açıyor. Özellikle lale mevsiminde yürüyüş yollarının çevresi adeta dev bir renk paletine dönüşüyor.
Keukenhof’un en dikkat çekici yanı ise bu görüntünün yıl boyunca devam etmemesi. Bahçe esas gösterisini ilkbaharda yapıyor; dolayısıyla burayı görmek isteyenlerin seyahat tarihini çiçeklenme dönemine göre ayarlaması gerekiyor.
2. Butchart Gardens – Kanada

Kanada’nın British Columbia bölgesindeki Butchart Gardens’ın hikâyesi sıradan bir bahçeden biraz farklı.
Bir zamanlar taş ocağı olarak kullanılan alanın dönüştürülmesiyle başlayan bahçe bugün yaklaşık 55 dönümlük gösterişli bir peyzaj alanına dönüşmüş durumda.
En ünlü bölümü olan Sunken Garden’a yukarıdan bakıldığında çiçeklerle kaplı yollar, küçük göletler ve özenle biçimlendirilmiş bitkiler görülüyor. Japon Bahçesi, Gül Bahçesi ve İtalyan Bahçesi ise aynı alan içerisinde tamamen farklı atmosferler yaratıyor.
3. Gardens by the Bay – Singapur

Bahçe denildiğinde aklınıza yalnızca çiçekler ve ağaçlar geliyorsa Gardens by the Bay bu fikri biraz değiştirebilir.
Singapur’un Marina Bay bölgesindeki bahçenin sembolü, gökyüzüne doğru yükselen dev Supertree yapıları. Bitkilerle kaplanan bu sıra dışı kuleler özellikle gece aydınlatıldığında bilim kurgu filmlerindeki bir şehri andırıyor.
Flower Dome ve Cloud Forest gibi dev kapalı alanlarda ise dünyanın farklı iklimlerinden getirilen bitkiler sergileniyor.
Doğayla modern şehirlerin bir arada bulunduğu yerleri seviyorsanız Bali Gezi Rehberi de benzer şekilde doğa, kültür ve tropikal manzaraları bir arada keşfetmek isteyenler için güzel bir devam rotası olabilir.
4. Kenroku-en – Japonya

Kanazawa’da bulunan Kenroku-en, Japon bahçe sanatının en bilinen örneklerinden biri.
Burada amaç mümkün olduğunca fazla çiçeği aynı alana doldurmak değil. Göletler, taş köprüler, küçük akarsular, fenerler ve özenle şekillendirilmiş ağaçlar manzarayı tamamlayacak biçimde yerleştirilmiş.
Bahçenin görünümü mevsimlerle birlikte tamamen değişiyor. İlkbaharda kiraz çiçekleri, yazın yoğun yeşillikler, sonbaharda kızıl yapraklar ve kışın karla kaplanan ağaçlar aynı bahçeyi dört farklı yere dönüştürebiliyor.
5. Kew Gardens – İngiltere

Londra’nın içinde dünyanın en önemli bitki koleksiyonlarından birinin bulunduğunu bilmeyenler için Kew Gardens oldukça şaşırtıcı olabilir.
UNESCO Dünya Mirası statüsündeki bahçede 50 binden fazla canlı bitki bulunuyor. Üstelik alan yaklaşık 320 dönüme yayılıyor.
Viktorya döneminden kalma Palm House ise bahçenin en tanınan yapılarından biri. Dev cam seranın içerisine girdiğinizde Londra’nın havasından birkaç dakika içinde tropikal bir ormana geçmiş gibi hissedebilirsiniz.
6. Villa d’Este – İtalya

Roma yakınlarındaki Tivoli’de bulunan Villa d’Este, çiçeklerden çok suyun nasıl bir tasarım unsuruna dönüştürülebileceğini gösteriyor.
- yüzyılda oluşturulan bahçede çeşmeler, havuzlar, teraslar ve su kanalları birbirine bağlanıyor. Özellikle Yüz Çeşme adıyla bilinen bölüm bahçenin en etkileyici noktalarından biri.
UNESCO da Villa d’Este’yi Rönesans bahçe tasarımının en önemli örneklerinden biri olarak değerlendiriyor ve tasarımının Avrupa’daki bahçeleri etkilediğini belirtiyor.
7. Jardin Majorelle – Fas

Marakeş’in toprak tonlarındaki sokaklarından Jardin Majorelle’e girdiğinizde manzara bir anda değişiyor.
Bahçenin en belirgin özelliği, yoğun yeşil bitkilerin arasında kullanılan son derece canlı kobalt mavisi. Kaktüsler, palmiyeler, bambular ve egzotik bitkiler mavi mimari yapılarla birleşince ortaya başka hiçbir bahçeye pek benzemeyen bir görüntü çıkıyor.
Burası aynı zamanda moda tasarımcısı Yves Saint Laurent ile olan bağlantısı sayesinde dünyanın en tanınmış tasarım bahçelerinden biri haline gelmiş durumda.
8. Kirstenbosch Ulusal Botanik Bahçesi – Güney Afrika

Bazı bahçelerde tasarım ön plandadır, bazılarında ise manzaranın büyük kısmını doğanın kendisi oluşturur.
Cape Town’daki Kirstenbosch ikinci gruba giriyor.
Table Mountain’ın yamaçlarında bulunan bahçe, Güney Afrika’nın olağanüstü zengin bitki çeşitliliğini görmek için en etkileyici yerlerden biri. Dağların hemen önündeki yürüyüş yolları ve ağaçların arasından geçen yükseltilmiş geçit, burayı klasik botanik bahçelerinden oldukça farklı hale getiriyor.
Sıra dışı doğa manzaralarını seviyorsanız Dünyanın En İlginç Adaları listemizde çok daha tuhaf coğrafyalar da var.
9. Monet’nin Bahçesi – Giverny, Fransa

Claude Monet’nin ünlü nilüfer tablolarını gördüyseniz aslında bu bahçenin bir bölümünü zaten görmüş sayılırsınız.
Fransız ressamın Giverny’deki evinin çevresinde oluşturduğu bahçede çiçeklerle çevrili yollar, küçük köprüler, söğüt ağaçları ve nilüferlerle kaplı bir gölet bulunuyor.
Monet yıllarca aynı göleti ve bahçeyi farklı ışık koşullarında resmetti. Bugün bahçede dolaşırken bazı manzaraların neden onlarca tabloya ilham verdiğini anlamak hiç zor değil.
10. Versailles Sarayı Bahçeleri – Fransa

Listenin sonunda bahçe tasarımının belki de en gösterişli örneklerinden biri var.
Versailles Sarayı’nın arkasında kilometreler boyunca uzanan bahçeler; geometrik çiçek düzenlemeleri, heykeller, çeşmeler, havuzlar ve kusursuz biçimde budanmış ağaçlarla oluşturulmuş.
Burada doğanın kendi haline bırakılmasından çok, insan eliyle neredeyse matematiksel bir düzene sokulması dikkat çekiyor.
Sonuç ise bir bahçeden çok açık havada kurulmuş dev bir saray salonunu andırıyor.
Hangisini Görmek İsterdiniz?
Keukenhof’un milyonlarca çiçeği, Japon bahçelerinin dinginliği, Villa d’Este’nin çeşmeleri ya da Singapur’un geleceği andıran Supertree’leri…
Dünyanın en güzel bahçelerinin ortak noktası aslında yalnızca güzel çiçeklere sahip olmaları değil. Her biri doğayı farklı bir kültürün, dönemin veya tasarım anlayışının gözünden gösteriyor.
Belki de bu yüzden iyi tasarlanmış bir bahçede yürürken yalnızca bitkilere bakmıyoruz; insanların doğayla kurduğu ilişkinin yüzyıllar içinde nasıl değiştiğini de görüyoruz.
Doğanın renklerini biraz daha keşfetmek isterseniz Dünyanın En Renkli Gölleri ile devam edebilir, daha hareketli manzaralar içinse Dünyanın En Güzel Şelaleleri listemize göz atabilirsiniz. Şehrin ortasında doğayla buluşmak isteyenler için dünyanın en güzel kent parkları listemiz de güzel bir devam olabilir.
Yorumlar Sen ne düşünüyorsun? Okumak veya yorum yazmak için tıkla.