İlk Mesajı Hep Ben Atıyorum: Karşı Taraf İlgisiz mi, Yoksa İletişim Tarzı mı Farklı?

Telefonu elinize alıyorsunuz, son konuşmaya bakıyorsunuz ve yine aynı şeyi fark ediyorsunuz: Dün siz yazmışsınız. Önceki gün de siz. Ondan önceki konuşmayı da siz başlatmışsınız.

Üstelik mesaj attığınızda karşı taraf bazen gayet güzel konuşuyor. Cevap veriyor, şakalaşıyor, sohbet uzuyor. Ama siz yazmasanız sanki hiçbir şey başlamayacak.

Tam burada kafa karışıyor: İlgisi var ama mesaj atmayı mı sevmiyor, yoksa iletişim yalnızca siz çabaladığınız için mi devam ediyor?

Tek başına “ilk mesajı kim attı?” sorusu bunun cevabını vermeyebilir. Daha anlamlı olan, iletişimin geri kalanında karşı tarafın ne kadar emek verdiğine bakmaktır.

İlk Mesajı Hep Sizin Atmanız Tek Başına İlgisizlik Kanıtı Değil

İnsanların mesajlaşma alışkanlıkları aynı değildir. Bazıları aklına biri geldiğinde hemen yazar; bazıları ise mesaj geldiğinde uzun uzun konuştuğu hâlde sohbet başlatma konusunda oldukça pasiftir.

Bu yüzden üç gündür veya birkaç konuşmadır ilk mesajı sizin atmanızdan doğrudan “Beni istemiyor” sonucuna ulaşmak yanıltıcı olabilir.

İlişki araştırmalarında da iletişimin yalnızca ne kadar sık gerçekleştiğine değil, partnerin iletişim sırasında ne kadar ilgili ve karşılık veren biri olarak algılandığına bakılıyor. “Algılanan partner duyarlılığı” olarak incelenen bu kavram; kişinin partneri tarafından anlaşılmış, önemsenmiş ve desteklenmiş hissetmesini ifade ediyor ve yakın ilişkilerin kalitesiyle yakından ilişkili bulunuyor.

Mesajlaşmayı inceleyen bir araştırmada da özellikle uzak mesafe ilişkilerinde yalnızca daha fazla mesajlaşmanın değil, karşı tarafın iletişimde duyarlı ve ilgili olmasıyla birlikte mesajlaşmanın ilişki memnuniyetiyle bağlantılı olduğu görüldü.

Yani sayaç tutmaktan daha önemli bir soru var:

Siz sohbeti başlattığınızda karşınızdaki insan gerçekten sohbete katılıyor mu?

Mesaj Attığınızda Nasıl Davrandığına Bakın

Telefon üzerinden mesajlaşan iki kişi ve karşılıklı iletişim

İki farklı senaryoyu düşünelim.

Birincisinde siz:

“Günün nasıl geçti?”

diye yazıyorsunuz.

Karşı taraf:

“İyi.”

diyor.

Siz yeni bir soru soruyorsunuz. Birkaç kelimelik başka bir cevap geliyor. Konuyu yine siz açıyorsunuz ve sohbet ancak sizin sürekli yeni bir şey söylemenizle ayakta kalıyor.

İkinci senaryoda yine ilk mesajı siz atıyorsunuz fakat karşı taraf cevap verdikten sonra size soru soruyor, anlattığınız ayrıntıları hatırlıyor, yeni konu açıyor, şakalaşıyor ve konuşmayı kendisi de sürdürüyor.

İki durumda da teknik olarak ilk mesajı siz attınız. Fakat iletişimdeki karşılıklılık aynı değil.

İlk mesajdan sonra da bütün yük sizde kalıyorsa, mesele yalnızca “mesajlaşma tarzı” olmayabilir. Karşı tarafın iletişim için ne kadar istek ve emek gösterdiğini daha geniş biçimde değerlendirmek gerekir.

İlgi Sadece WhatsApp’taki İlk Mesajdan Ölçülmez

Bir insan sohbetleri nadiren başlatıyor olabilir ama sizi görmek için plan yapıyor, buluşma öneriyor, arıyor, birlikteyken telefonunu bırakıp sizinle ilgileniyor ve hayatınızda olup bitenleri merak ediyor olabilir.

Böyle bir tabloda “Hiç ilk mesaj atmıyor, demek ki ilgisiz” yorumu fazla basit kalır.

Tersi de mümkün.

Her sabah “günaydın” mesajı atan birinin ilişkinin geri kalanında özenli davranacağının garantisi yoktur. Mesaj sıklığı ile gerçek ilgi aynı şey değildir.

Merakça’da daha önce ele aldığımız love bombing konusunda da çok yoğun mesajlaşmanın tek başına sağlıklı veya güçlü bir bağın göstergesi olmadığını belirtmiştik. İlişkide anlamlı olan, davranışların zaman içinde oluşturduğu genel örüntüdür.

Bu yüzden yalnızca mesaj ekranına değil şunlara birlikte bakmak daha açıklayıcıdır:

  • Sizinle görüşmek için kendisi plan yapıyor mu?
  • Sohbet sırasında gerçekten merak gösteriyor mu?
  • Anlattığınız şeyleri daha sonra hatırlıyor mu?
  • İhtiyacınız olduğunda ulaşılabilir olmaya çalışıyor mu?
  • İletişimin sürmesi için başka şekillerde adım atıyor mu?

Bunların çoğu varsa ilk mesaj alışkanlığı ilişkinin tamamını temsil etmeyebilir.

“Ben Yazmazsam O da Yazmıyor” Durumu Ne Zaman Daha Anlamlı Hale Gelir?

Sorun bir gün veya birkaç mesaj değil, uzun süredir devam eden bir örüntüyse tablo değişir.

Haftalardır bütün konuşmaları siz açıyor, buluşmaları siz teklif ediyor, sohbeti siz sürdürmeye çalışıyor ve karşı taraf iletişim için kendiliğinden neredeyse hiçbir girişimde bulunmuyorsa bunu fark etmek gerekir.

Burada önemli olan “Kadın mı yazmalı, erkek mi yazmalı?” gibi kurallar değildir. İki insanın da ilişkinin devamı için bir şekilde yatırım yapmasıdır.

İlk mesajı sürekli sizin atmanıza; kısa ve isteksiz cevaplar, ertelenen buluşmalar, soru sormama ve sizinle iletişim kurmak için hiçbir alternatif girişimde bulunmama da ekleniyorsa ilgisizlik ihtimali daha güçlü bir açıklama hâline gelir.

İletişim tamamen ortadan kalktıysa durum artık farklı bir başlığa yaklaşır. Bir kişi açıklama yapmadan iletişimi kesiyor ve ulaşma girişimlerine de yanıt vermiyorsa ghosting nedir? yazımızdaki ayrım daha uygun olabilir. Birkaç kez ilk mesaj atmamak ile iletişimden tamamen kaybolmak aynı şey değildir.

“Bakalım Yazacak mı?” Diye Günlerce Kaybolmak İyi Bir Test mi?

İnternette bu problem için en sık verilen tavsiyelerden biri şu:

“Bir hafta hiç yazma. Seni seviyorsa zaten gelir.”

Kulağa çok net bir deney gibi geliyor ama gerçekte sonuç o kadar kolay yorumlanamaz.

Siz aniden iletişimi kestiğinizde karşı taraf bunu “Artık benimle konuşmak istemiyor” şeklinde anlayabilir. O da geri çekilebilir. İki taraf da birbirinden mesaj beklediğinde ortaya çıkan sessizlik, kimin daha ilgili olduğunu ölçmekten çok yeni bir yanlış anlaşılma yaratabilir.

Bu nedenle amacı karşı tarafı sınamak olan uzun sessizliklerden ziyade doğal iletişim ritminizi gözlemlemek daha sağlıklıdır.

Elbette her gün yalnızca konuşma kesilmesin diye yeni bahaneler bulup mesaj atmanız da gerekmez. Bir konuşmayı başlatmak istemediğiniz gün başlatmayabilirsiniz. Fakat bunu gizli bir sınava dönüştürmek başka bir şeydir.

En Net Yol Bazen Doğrudan Söylemektir

Bu konu kafanızı sürekli meşgul etmeye başladıysa söylemek için büyük bir ilişki konuşması hazırlamanız gerekmiyor.

“Fark ettim de sohbetleri çoğunlukla ben başlatıyorum. Sen genel olarak mesajlaşmada böyle misin?”

gibi sakin bir cümle bile yeterli olabilir.

Buradaki ton önemlidir.

“Ben yazmasam sen beni hiç aramayacaksın.”

demek karşı tarafı savunmaya itebilir.

Ama gözleminizi anlatıp onun iletişim alışkanlığını sormak size tahminlerden daha fazla bilgi verebilir.

Üstelik cevaptan çok sonrasında ne olduğuna da bakabilirsiniz. Karşı taraf “Ben gerçekten ilk mesaj konusunda kötüyüm” deyip iletişimde biraz daha sorumluluk almaya başlıyorsa mesele alışkanlık olabilir. Rahatsızlığınızı açıkça söylediğiniz hâlde hiçbir şey değişmiyor ve bütün iletişim yükü yine size kalıyorsa bu da dikkate alınması gereken bir bilgidir.

Yeni Flörtte ve Uzun İlişkide Aynı Şey Anlama Gelmeyebilir

Yeni tanıştığınız biriyle iki veya üç günlük mesajlaşmada “hep ben başlatıyorum” sonucuna varmak için erken olabilir. İnsanlar yeni birine yazarken çekingen davranabilir, fazla istekli görünmek istemeyebilir veya diğer kişinin iletişim ritmini anlamaya çalışabilir.

Aylar süren bir ilişkide ise iletişim alışkanlıkları daha belirgin hâle gelir.

Hatta bazı ilişkilerde zaman içinde fark edilmeden bir rol dağılımı oluşabilir: Biri genellikle sohbeti başlatır, diğeri planları yapar veya telefon görüşmelerini başlatır.

Bu düzen iki kişiyi de rahatsız etmiyorsa matematiksel olarak yüzde 50–50 olması gerekmez.

Sorun, siz sürekli çabalarken karşı tarafın aynı ilişkiye çok daha az emek verdiğini hissetmeye başlamanızdır.

İlişki araştırmalarında partnerin ilgili, anlayışlı ve duyarlı algılanmasının ilişki deneyimi açısından önemli bir unsur olması da tam olarak bu ayrımı anlamlı kılıyor.

İlk Mesajdan Çok Karşılıklılığa Bakın

İlk mesajı sürekli sizin atmanız can sıkıcı olabilir; hele telefonun başında “Bugün acaba kendisi yazacak mı?” diye beklemeye başladıysanız bu dengesizliği fark etmeniz normaldir.

Ama kararınızı yalnızca sohbet listesindeki son beş konuşmaya bakarak vermeyin.

Siz yazdıktan sonra nasıl cevap verdiğini, sohbeti sürdürüp sürdürmediğini, sizi merak edip etmediğini, görüşmek için adım atıp atmadığını ve ilişkinin başka alanlarında ne kadar emek gösterdiğini birlikte değerlendirin.

İlk mesajı atan taraf sürekli siz olabilirsiniz; fakat ilişkinin tamamını taşıyan taraf da sürekli sizseniz mesele artık yalnızca mesajlaşma tarzı değildir.

Bunu anlamanın en güvenilir yolu ise mesaj oyunları oynamaktan çok davranış örüntüsünü gözlemlemek ve gerektiğinde açıkça konuşmaktır.

Kaynakça

  • Holtzman, S. ve diğerleri (2021). Long-distance texting: Text messaging is linked with higher relationship satisfaction in long-distance relationships. Journal of Social and Personal Relationships. Makaleye erişim
  • Jolink, T. A. ve diğerleri (2022). Perceived Partner Responsiveness Forecasts Behavioral Intimacy as Measured by Affectionate Touch. Personality and Social Psychology Bulletin. Makaleye erişim

Senin tepkin

Bu içerik sana nasıl hissettirdi?

Bir emoji seç; tepkin anında sayılsın.

Paylaş

Bu yazıyı faydalı bulduysan paylaşabilirsin.
WhatsApp’ta Paylaş
Yorumlar Sen ne düşünüyorsun? Okumak veya yorum yazmak için tıkla.

İlk yorumu sen bırak

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen bırak.

Haftalık Merak

Merakını canlı tut.

Haftanın en iyi içerikleri ve yeni keşifler e-postana gelsin.