Sanat 5 dk

Belleğin Azmi Tablosu Ne Anlatıyor? Dalí’nin Eriyen Saatlerinin Anlamı

Editoryal standartlarla hazırlandı Güncellendi: 5 dk

Bir ağacın dalından sarkan saat, masa kenarından akıyormuş gibi duran başka bir saat ve ortada ne olduğu ilk bakışta anlaşılmayan soluk bir yüz… Salvador Dalí’nin Belleğin Azmi tablosuna bakınca gerçek dünyaya ait nesneleri görürüz ama hiçbiri gerçek dünyanın kurallarına uymaz.

Tablonun en ünlü ayrıntısı elbette eriyen saatlerdir. Fakat eser yalnızca “zaman geçiyor” mesajı veren basit bir sembol tablosu değildir. Dalí burada zamanı, rüyayı, çürümeyi ve gerçekliğin ne kadar kolay bozulabileceğini aynı sahnede buluşturur.

Belleğin Azmi tablosu nedir?

Eriyen bir saatin zamanın akışkanlığı ve belleğin değişken yapısını simgelediği gerçekçi sürreal sahne

Eserin özgün adı The Persistence of Memory. Türkçede çoğunlukla Belleğin Azmi veya Belleğin Kalıcılığı olarak anılıyor.

Salvador Dalí tabloyu 1931 yılında, henüz 27 yaşındayken yaptı. Eser tuval üzerine yağlıboyadır ve şaşırtıcı derecede küçüktür: yaklaşık 24,1 × 33 santimetre.

Bugün New York’taki Museum of Modern Art (MoMA) koleksiyonunda bulunan tablo, sürrealizmin en tanınan eserlerinden biri hâline geldi. MoMA da eseri doğrudan sürrealizm ve rüya mantığı bağlamında değerlendiriyor.

Tablonun küçüklüğü özellikle ilginçtir. İnternette ve posterlerde sürekli büyütülmüş hâlini gördüğümüz için devasa bir müze resmi olduğu düşünülebilir. Gerçekte ise neredeyse bir dizüstü bilgisayar ekranı büyüklüğündedir.

Dalí’nin eriyen saatleri ne anlama geliyor?

Gün batımında kayanın üzerinden eriyerek akan cep saati ve kurumuş ağaç

Tablodaki yumuşamış cep saatleri, normalde kesin ve ölçülebilir kabul ettiğimiz zamanın burada geçerliliğini kaybettiğini düşündürür.

Saat günlük hayatta düzeni temsil eder:

Dakikalar geçer, alarm çalar, bir randevu belirli bir saatte başlar.

Dalí’nin dünyasında ise saat artık sert ve güvenilir bir nesne değildir. Bir dalın üzerinden sarkabilir, masanın kenarından akabilir veya biçimini tamamen kaybedebilir.

The Dalí Museum’un eğitim materyalinde de eriyen saatler, rüya dünyasında zamanın akışkanlığının ve bildiğimiz anlamını kaybetmesinin sembolleri olarak açıklanıyor.

Bu nedenle tabloyu yalnızca “zaman hızla geçiyor” diye okumak eksik kalır. Daha güçlü fikir, ölçülebilir zamanın rüyada artık güvenilir olmamasıdır.

Uyurken birkaç dakikalık bir rüyanın saatler sürmüş gibi gelmesi veya yıllar önce yaşanan bir anının bir anda bugünkü kadar canlı hissedilmesi gibi…

Bellek ve rüya, saate bakarak işlemez.

Eriyen saatlerin fikri Einstein’dan mı geldi?

Belleğin Azmi hakkında en sık tekrarlanan yorumlardan biri, eriyen saatlerin Einstein’ın görelilik teorisini temsil ettiği iddiasıdır.

Zamanın mutlak olmadığı düşüncesi nedeniyle bu bağlantı kulağa oldukça mantıklı gelir. Sanat tarihçileri de eser ile zamanın göreliliği arasında yorumlar kurmuştur.

Fakat bunu Dalí’nin kesin çıkış noktası gibi anlatmak doğru değildir.

Dalí, yumuşak saatleri açıklarken çok daha tuhaf ve kendisine yakışan bir ifadeye başvurmuştur: “the camembert of time”, yani kabaca “zamanın Camembert peyniri”.

MoMA’nın eser açıklamasında da Dalí’nin yumuşak saatleri olgunlaşmış, yumuşamış peynirle ilişkilendiren bu sözü aktarılıyor.

Dolayısıyla “Dalí Einstein’ı resmetti” şeklindeki kesin açıklama yerine şunu söylemek daha doğru:

Eser zamanın sabitliği fikrini bozuyor; ancak eriyen saatlerin doğrudan Einstein’ın teorisini resmetmek amacıyla yapıldığını kesin kabul etmek gerekmiyor.

Tablodaki karıncalar neden saatin üzerinde?

Sol alt köşedeki turuncu saat diğerlerinden farklıdır.

Eriyip yumuşamak yerine kapalı hâlde durur ve üzerinde çok sayıda karınca görülür.

Karıncalar Dalí’nin eserlerinde tekrar tekrar karşılaştığımız imgelerden biridir ve çoğunlukla çürüme, bozulma ve ölüm çağrışımı taşır. MoMA da Belleğin Azmi’ndeki karıncaları çürüme fikriyle ilişkilendiriyor.

Burada ilginç bir karşıtlık ortaya çıkar.

Saat metalden yapılmıştır ve normalde dayanıklı olması beklenir. Buna rağmen Dalí onu, sanki çürüyen organik bir maddeymiş gibi karıncaların saldırısına uğratır.

Yani tabloda yalnızca zaman değil, nesnelerin alıştığımız özellikleri de güvenilir değildir.

Metal çürür.

Saat erir.

Sert olan yumuşar.

Sürrealizmin oluşturmak istediği rahatsız edici etki tam da burada ortaya çıkar.

Ortadaki garip şekil aslında Dalí’nin yüzü mü?

Tablonun merkezinde yere yayılmış, açık renkli ve organik görünen garip bir şekil bulunur. Üzerinde yine eriyen bir saat vardır.

İlk bakışta bunun bir hayvan mı, insan mı yoksa tamamen hayal ürünü bir yaratık mı olduğu anlaşılmaz.

MoMA’nın açıklamasına göre bu figür, Dalí’nin kendi yüzünün profilden bozulmuş bir benzeri olarak yorumlanabilir. Uzun kirpikler ve burun benzeri çıkıntı dikkatle bakıldığında bir yüz izlenimi yaratır.

Figürün gözünün kapalı görünmesi de rüya yorumunu güçlendirir.

Dalí, gerçekçi resim tekniğini kullanarak gerçek olması mümkün olmayan bir görüntü oluşturur. Nesneleri tanırız ama onları mantıklı bir sahneye yerleştiremeyiz.

Tam da rüyada olduğu gibi.

Bunu da okuyun: Bir Tablo Neden Milyonlarca Dolar Eder? Sanat Eserlerinin Fiyatı Nasıl Belirlenir?

Arka plandaki kayalıklar gerçek bir yer mi?

Tablonun en gerçekçi kısmı sağ üst taraftaki altın renkli kayalıklardır.

Bunlar tamamen hayal ürünü değildir.

MoMA, uzak plandaki kayalıkların Dalí’nin yaşadığı Katalonya kıyılarından geldiğini belirtiyor. Ressamın özellikle Cadaqués ve Portlligat çevresindeki Akdeniz manzaraları eserlerinde sık sık görülür.

Bu ayrıntı tablonun yapısını daha da ilginç hâle getirir.

Arka planda oldukça gerçekçi bir Akdeniz kıyısı vardır; ön planda ise fizik kurallarını tamamen reddeden saatler ve tuhaf bir beden bulunur.

Dalí böylece hayal ile gerçeği iki ayrı dünyaya ayırmaz.

İkisini aynı manzaraya yerleştirir.

Tablonun adı neden “Belleğin Azmi”?

Eserin adı bazen tablonun doğrudan hafıza kaybını anlattığı şeklinde yorumlanıyor. Fakat tablo için tek ve kesin bir “şifre çözümü” bulunmuyor.

Başlıktaki memory, yani bellek, zamanı nasıl deneyimlediğimizle birlikte düşünülebilir.

Saat zamanı düzenli ve matematiksel biçimde ölçer. Bellek ise öyle çalışmaz.

Bazı yıllar zihnimizde birkaç görüntüye dönüşürken birkaç saniyelik bir olay ömür boyu unutulmayabilir. Geçmişte yaşanan bir an, fiziksel olarak sona ermiş olsa bile bellekte kalmaya devam eder.

Bu yüzden eserin başlığı ile eriyen saatleri birlikte okuduğumuzda güçlü bir çelişki ortaya çıkar:

Saatler biçimini kaybederken anılar kalabilir.

Fakat bunu Dalí’nin esere verdiği tek ve kesin mesaj olarak değil, tablonun açtığı yorum alanlarından biri olarak görmek daha doğru olur.

Belleğin Azmi neden bu kadar ünlü?

Tablonun gücü, karmaşık bir fikri sanat tarihi bilgisi olmayan birinin bile birkaç saniyede hatırlayabileceği bir görüntüye dönüştürmesinde yatıyor.

Eriyen saat fikrini bir kez gördüğünüzde unutmak zordur.

Dalí aynı zamanda son derece gerçekçi boyama tekniği kullanmıştır. Saatlerin metal yüzeyleri, kayalıklar, gölgeler ve ufuk çizgisi ayrıntılı biçimde resmedilir. Fakat bütün bu gerçekçilik, tamamen imkânsız bir sahneyi göstermek için kullanılır.

MoMA’nın değerlendirmesinde Dalí’nin bu yaklaşımı gerçeklik dünyasının güvenilirliğini sarsmaya yönelik sürrealist bir amaçla ilişkilendiriliyor.

Ünlü eserlerin ilk bakışta fark edilmeyen ayrıntıları ilginizi çekiyorsa Merakça’daki Dünyaca Ünlü Tablolardaki Gizli Detaylar yazısında Mona Lisa, Las Meninas, Çığlık ve Gece Devriyesi gibi eserlerdeki doğrulanmış ayrıntılara da bakabilirsiniz.

Eriyen saatlere baktığımızda aslında ne görüyoruz?

Belleğin Azmi’nin etkisini tek bir sembole indirgemek tabloyu olduğundan daha basit gösterir.

Eriyen saatler katı ve ölçülebilir zamanın çözülmesini, karıncalar çürümeyi, kapalı gözlü figür rüya dünyasını, uzaktaki Katalonya kıyısı ise Dalí’nin gerçek yaşamından bir parçayı aynı sahneye taşır.

En önemli ayrım da burada ortaya çıkıyor:

Dalí bize “Saatlerin anlamı kesin olarak şudur” diye çözülebilecek bir bilmece bırakmadı. Aksine, tanıdığımız dünyanın kurallarını bozarak zamanın ve gerçekliğin düşündüğümüz kadar sabit olup olmadığını sorgulatan bir görüntü yarattı.

Belki de Belleğin Azmi’ni hâlâ bu kadar akılda kalıcı yapan şey tam olarak budur: Zamanı gösteren saatler erirken, onları gösteren tablo neredeyse bir yüzyıldır hafızamızdan çıkmıyor.

Kaynakça

  • Museum of Modern Art (MoMA) — Salvador Dalí, The Persistence of Memory, 1931
  • The Dalí Museum — All About Dalí Educational Resources

Bu yazıda bir hata mı fark ettiniz? Bize bildirin.

Merakça Editör Ekibi

Yazar hakkında

Merakça Editör Ekibi

Merakça Editör Ekibi; teknoloji, yaşam, kültür, seyahat, eğitim ve gündelik hayata dair merak edilen konuları araştırarak anlaşılır içerikler hazırlar. Yazılar güvenilir kaynaklardan yararlanılarak kontrol edilir ve gerektiğinde güncellenir.

Senin tepkin

Bu içerik sana nasıl hissettirdi?

Bir emoji seç; tepkin anında sayılsın.

Paylaş

Bu yazıyı faydalı bulduysan paylaşabilirsin.
WhatsApp’ta Paylaş
Yorumlar Sen ne düşünüyorsun? Okumak veya yorum yazmak için tıkla.

İlk yorumu sen bırak

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen bırak.

Haftalık Merak

Merakını canlı tut.

Haftanın en iyi içerikleri ve yeni keşifler e-postana gelsin.