Eşim Tartışırken Sürekli Eski Konuları Açıyor: İnsanlar Neden Geçmiş Tartışmaları Tekrar Gündeme Getirir?

Tartışma bulaşıkların kimin tarafından toplanacağıyla başlıyor. Beş dakika sonra konu geçen yılki aile ziyaretine, üç yıl önce söylenen bir söze, hatta sizin çoktan kapandığını düşündüğünüz başka bir meseleye geliyor.

Bir noktada insan doğal olarak “Bunun bugünkü konuyla ne ilgisi var?” diye düşünüyor.

Ama eşinizin geçmişi tekrar gündeme getirmesi her zaman aynı anlama gelmez. Bazen eski mesele aslında hiç kapanmamıştır. Bazen bugün yaşanan olay geçmişteki kırgınlığın tekrarlandığını düşündürür. Bazen de geçmiş gerçekten tartışmayı kazanmak için kullanılan bir cephaneye dönüşür.

Aradaki farkı görmek, “Yine eski defterleri açıyorsun” demekten çok daha işe yarayabilir.

Bir konuşmanın bitmesi, meselenin çözüldüğü anlamına gelmeyebilir

Çiftlerin “Biz bunu konuşmuştuk” dediği her konu gerçekten çözülmüş değildir.

Bir tartışma yorulunduğu için kesilebilir. Taraflardan biri özür dileyebilir ama karşı taraf kendisini hâlâ anlaşılmamış hissedebilir. Konu bir daha açılmamak üzere kapatılmış gibi görünürken geride kırgınlık kalabilir.

Örneğin eşiniz bir yıl önce zor bir dönem geçirirken yanında olmadığınızı düşünmüş olsun. Siz daha sonra özür dilemiş olabilirsiniz. Fakat onun açısından asıl soru “Özür diledi mi?” değil, “Beni neden yalnız bıraktığını gerçekten anladı mı ve aynı şey tekrar olur mu?” olabilir.

Çift terapisi literatüründe bazı güçlü geçmiş olaylar “attachment injury”, yani bağlanma yaralanması kavramıyla ele alınıyor. Johnson, Makinen ve Millikin tarafından tanımlanan bu yapı özellikle kişinin ihtiyaç duyduğu bir anda partnerini yanında bulamaması veya güven ihlali yaşaması gibi olayların daha sonraki ilişki değerlendirmelerinde tekrar gündeme gelebileceğini gösteriyor.

Dolayısıyla eski bir olay sürekli dönüyorsa yalnızca “Neden unutamıyor?” sorusunu sormak eksik kalabilir.

Daha yararlı soru şudur:

O olayın hangi kısmı hâlâ kapanmadı?

Bugünkü olay geçmişteki bir örüntüyü hatırlatıyor olabilir

Tartışma sonrasında sakin biçimde konuşmaya çalışan çift

Bazen eşiniz geçmişten örnek verirken aslında geçmişi tartışmıyordur.

Bugünü anlatmaya çalışıyordur.

“Geçen sene de aynısını yaptın” cümlesinin altında bazen şu mesaj vardır:

“Ben bunun tek seferlik olmadığını düşünüyorum.”

Örneğin tartışma eve geç gelmeniz üzerine çıkmışsa ve eşiniz iki yıl önceki başka bir gecikmeyi hatırlatıyorsa, onun zihnindeki mesele iki ayrı tarih olmayabilir. “Bana haber vermemen tekrar ediyor” şeklinde tek bir davranış örüntüsü görüyor olabilir.

Burada geçmiş örneğin konuyla ilgili olup olmadığı önemli bir ipucu verir.

Bugünkü sorunla aynı davranışı gösteriyorsa eşiniz bir örüntüyü anlatmaya çalışıyor olabilir. On yıl önce yapılmış, bambaşka bir hata yalnızca sizi suçlu hissettirmek için ortaya çıkarılıyorsa tablo farklıdır.

İnsanlar geçmişi yalnızca hatırlamak için hatırlamıyor

İlişkilerde geçmiş anıların bugünkü davranışı yorumlamak için kullanılması şaşırtıcı değil.

Aydın ve Büyükcan-Tetik’in 1.102 katılımcıyla gerçekleştirdiği ve PLOS ONE’da yayımlanan çalışması, romantik ilişkilere ait anıların farklı amaçlarla hatırlanabildiğini gösteriyor. İnsanlar geçmiş deneyimleri yakınlık kurmak için paylaşabildiği gibi gelecekte nasıl davranacaklarına yön vermek amacıyla da kullanabiliyor. Araştırmada ilişki anılarının hangi amaçla hatırlandığıyla mevcut ilişki doyumu arasında farklı ilişkiler bulundu.

Yani geçmiş bazen zihnimizde bugünkü ilişkiyi değerlendirdiğimiz bir referans dosyası gibi çalışıyor.

Bu yüzden “O olay beş yıl önceydi” demek tek başına karşı tarafın hissettiği güncel anlamı ortadan kaldırmayabilir.

Eski konuyu açmak ile geçmişi silah olarak kullanmak aynı şey değil

Burada en önemli ayrımlardan biri bu.

Eşiniz geçmişteki bir olaydan söz ettiğinde ne istediğine bakın.

“Geçen sefer de böyle olduğunda kendimi yalnız hissetmiştim; yine aynı yere gitmemizden korkuyorum” diyorsa geçmiş, bugünkü duyguyu açıklamak için kullanılıyor olabilir.

Ama tartışma şu biçime dönüşüyorsa durum farklıdır:

“Sen zaten hep böylesin.”

“Bundan beş yıl önce de şunu yapmıştın.”

“Senin yaptıklarını saysam sabaha kadar bitmez.”

Üstelik ortaya çıkarılan eski olayların mevcut meseleyle hiçbir bağlantısı kalmıyorsa, geçmiş artık sorunu açıklamaktan çok karşı tarafı mahkûm etmek için kullanılmaya başlanmış olabilir.

Bu da her geçmiş hatırlatmasını otomatik olarak “manipülasyon” ilan etmek gerektiği anlamına gelmiyor. Bir davranışı adlandırmak için tek bir tartışmadan ziyade ilişkinin genel örüntüsüne bakmak gerekir. Merakça’daki love bombing içeriğinde de benzer şekilde tek bir davranıştan etiket çıkarmak yerine davranışların zaman içindeki örüntüsüne bakmanın önemi vurgulanıyor.

Asıl döngü bazen “biri anlatıyor, diğeri kapatıyor” olabilir

Şöyle bir sahne düşünün:

Bir taraf eski meseleyi açıyor.

Diğeri, “Yine mi aynı konu?” diyor.

İlk taraf kendisinin yine dinlenmediğini düşünüp daha fazla örnek veriyor.

İkinci taraf bunaldıkça konuşmadan çekiliyor.

İlk taraf ise karşısındaki geri çekildikçe konuyu daha sert biçimde gündeme getiriyor.

Çift ilişkileri araştırmalarında buna benzeyen yapı “demand-withdraw”, yani talep etme–geri çekilme örüntüsü olarak inceleniyor. Bir partner meseleyi konuşmak veya değişiklik talep etmek isterken diğeri konuşmayı azaltmaya ya da bitirmeye çalışıyor. Ev ortamındaki 116 çiftin çatışmalarını inceleyen bir araştırmada bu örüntüler daha fazla olumsuz duygu ve daha düşük çatışma çözümüyle ilişkili bulundu.

74 araştırma ve 14.255 kişiyi kapsayan bir meta-analiz de talep etme–geri çekilme örüntüsü ile ilişkisel ve iletişimsel sonuçlar arasında anlamlı bağlantılar olduğunu bildiriyor.

Yeni bir 2024 çalışması da bir partnerin çözüm ve konuşma ararken diğerinin konuşmayı sonlandırmaya çalışabildiği bu karşılıklı döngünün sürdüğünü gösteriyor.

Burada kimin “sorunlu” olduğunu aramak çoğu zaman döngüyü kaçırmak anlamına gelir.

Bir sonraki tartışmada eski konu açılırsa ne söylenebilir?

“Geçmişi kapat artık” demek kısa vadede konuşmayı durdurabilir fakat gerçekten kapanmamış bir meseleyi çözmez.

Bunun yerine önce eski olayın neden geldiğini ayırmak daha kullanışlıdır.

Şöyle bir soru denenebilir:

“Bu eski olayın bugün yaşadığımız şeyle bağlantısını anlamak istiyorum. Sence şu anda aynı olan ne?”

Bu soru iki ihtimali hızla birbirinden ayırabilir.

Eşiniz “Çünkü yine bana haber vermedin ve o gün de kendimi önemsenmemiş hissetmiştim” diyebiliyorsa altında belirli bir ihtiyaç veya tekrar eden davranış olabilir.

Cevap yalnızca eski hataların sıralanmasına dönüşüyorsa konuşmanın sınırını koymak gerekebilir:

“O konuyu ayrıca konuşabiliriz ama şu anda beş farklı meseleyi aynı anda çözmeye çalışırsak hiçbirini çözemeyeceğiz.”

Böylece geçmiş tamamen yasaklanmıyor, fakat bugünkü tartışmanın da yılların hesaplaşmasına dönüşmesi engelleniyor.

Peki gerçekten kapanmış bir olay neden hâlâ geri geliyor?

Bazen taraflardan biri için kapanan konu diğeri için kapanmamıştır.

İlişki anılarının nasıl hissedildiğine ilişkin araştırmalar da ilginç bir ayrım gösteriyor: Geçmişteki olumsuz bir olayın psikolojik olarak “uzakta” veya “yakında” hissedilmesi, onun bugünkü ilişki açısından ne kadar önemli algılandığıyla bağlantılı olabiliyor. Yıllar önce yaşanan bir olay takvimde eski olsa bile kişi açısından hâlâ “dün olmuş gibi” anlam taşıyabilir.

Bu yüzden yalnızca geçen zamana bakarak bir kırgınlığın kapanmış olduğuna karar vermek zor.

Asıl ölçüt, olayın ilişki içindeki anlamının değişip değişmediğidir.

Ne zaman aynı tartışmayı kendi başınıza çözmeye çalışmamak gerekir?

Aynı geçmiş olaylar aylar veya yıllar boyunca her tartışmayı ele geçiriyorsa, konuşmaların hiçbirinde onarım sağlanamıyorsa veya güveni sarsan ciddi bir olaydan sonra çift aynı noktaya tekrar tekrar dönüyorsa profesyonel çift danışmanlığı düşünülebilir.

Geçmiş kırgınlıkların çözümlenmesine yönelik çift terapisi araştırmalarında, çözüme ulaşabilen çiftlerde ilişki doyumu ve affetme düzeylerinde gelişmeler bildirilmiştir. Bu, her ilişkinin terapiye ihtiyaç duyduğu anlamına gelmez; fakat bazı yaraların yalnızca “bir daha konuşmayalım” diyerek kapanmadığını gösterir.

Tartışmalar hakaret, tehdit, korkutma, fiziksel şiddet veya kontrol davranışları içeriyorsa mesele artık yalnızca iletişim tekniği değildir. Böyle bir durumda güvenlik öncelikli olmalı ve uygun profesyonel destek aranmalıdır.

Eşiniz eski konuları açtığında ilk refleksiniz geçmişi susturmak olmasın. Önce geçmişin hangi amaçla masaya geldiğini anlamaya çalışın.

Tartışma sonrasında iletişim tamamen kesiliyorsa eşim tartışınca günlerce benimle konuşmuyor yazısındaki ayrımlar da işinize yarayabilir.

Çünkü bazen eski defter gerçekten kapanmamıştır.

Bazen yalnızca bugünkü davranışın önceki sayfasını gösteriyordur.

Bazen de her tartışmada karşı tarafa karşı kullanılacak bir dosyaya dönüşmüştür.

Bu üç durum aynı görünse de çözümleri aynı değildir.

Kaynakça

  • Johnson, S. M., Makinen, J. A. & Millikin, J. W. (2001). Attachment Injuries in Couple Relationships: A New Perspective on Impasses in Couples Therapy. Journal of Marital and Family Therapy.
  • Makinen, J. A. & Johnson, S. M. (2006). Resolving Attachment Injuries in Couples Using Emotionally Focused Therapy. Journal of Consulting and Clinical Psychology.

Senin tepkin

Bu içerik sana nasıl hissettirdi?

Bir emoji seç; tepkin anında sayılsın.

Paylaş

Bu yazıyı faydalı bulduysan paylaşabilirsin.
WhatsApp’ta Paylaş
Yorumlar Sen ne düşünüyorsun? Okumak veya yorum yazmak için tıkla.

İlk yorumu sen bırak

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen bırak.

Haftalık Merak

Merakını canlı tut.

Haftanın en iyi içerikleri ve yeni keşifler e-postana gelsin.