Nazar Boncuğu Neden Mavi ve Göz Şeklinde? Bu Sembol Nereden Geliyor?

Nazar boncuğu neden mavi ve neden göz şeklinde? Bu tanıdık sembolün kötü göz inanışıyla bağını, renklerin anlamını ve Türkiye’deki cam boncuğu geleneğinin nasıl geliştiğini keşfedin.

Bir evin girişinde, bileklikte, anahtarlıkta ya da otomobilin aynasında aynı şekle rastlamak mümkün: koyu mavi zemin üzerinde beyaz ve açık mavi halkalarla oluşturulmuş bir göz.

Nazar boncuğu bugün Türkiye’yle en çok özdeşleşen kültürel sembollerden biri. Fakat neden özellikle göz biçiminde olduğu ve neden çoğunlukla mavi renkte yapıldığı konusunda anlatılan her hikâye aynı ölçüde sağlam değil.

En kısa cevap şu: Göz şekli, nazarın doğrudan bakışla ilişkilendirilmesinden geliyor. Mavi ise Türk halk kültüründe nazardan korunmayla güçlü biçimde özdeşleşmiş bir renk. Ancak bugünkü mavi cam nazar boncuğu ile çok daha eski olan “kötü göz” inancını birbirinden ayırmak gerekiyor.

Nazar boncuğu neden göz şeklinde?

Mavi ve beyaz göz motiflerinden oluşan geleneksel cam nazar boncukları

Nazar inanışının merkezinde zaten göz ve bakış bulunuyor.

Halk inanışında kıskançlık, hayranlık ya da kötü niyet taşıdığı düşünülen bir bakışın insana, hayvana veya bir nesneye zarar verebileceğine inanılıyor. Bu nedenle koruyucu nesnenin de göz biçiminde tasarlanması tesadüf değil.

Türk halk kültüründe nazar boncuğunu inceleyen akademik çalışmalarda bu anlayış zaman zaman “göze gözle karşı koymak” şeklinde açıklanıyor. Boncuğun merkezindeki dairesel biçimler de stilize edilmiş bir gözü temsil ediyor.

Benzer göz biçimli koruyucu motifler yalnızca Türkiye’de görülmüyor. Metropolitan Museum of Art koleksiyonunda Mısır’da bulunmuş, MS 30–364 dönemine tarihlenen bir muskada nokta ve dairelerden oluşan motifin kötü göze karşı kullanılan soyut bir göz olabileceği belirtiliyor.

Bu da gözün koruyucu sembol olarak kullanılmasının bugünkü nazar boncuğundan çok daha eski ve geniş bir kültürel geçmişe sahip olduğunu gösteriyor.

Nazar boncuğu neden mavi?

Bu soruya “tek nedeni budur” diye cevap vermek doğru olmaz.

Mavi ve özellikle turkuaz tonlarının Türk halk kültüründe koruyucu anlamlarla güçlü bir ilişkisi bulunuyor. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan ve nazar boncuğundaki mavi rengin kültürel anlamını inceleyen araştırma da, farklı renklerde boncuklar bulunmasına rağmen geleneksel kullanımda mavinin belirgin biçimde öne çıktığını gösteriyor.

Mavinin neden bu kadar baskınlaştığı konusunda ise farklı açıklamalar var.

Bunlardan biri, koyu göz renginin yaygın olduğu toplumlarda mavi gözün geçmişte daha sıra dışı görülmesi ve güçlü bir bakışla ilişkilendirilmesi. Bir başka açıklama ise mavi ve turkuazın tarih boyunca gökyüzü, su ve koruyucu anlamlarla ilişkilendirilmesi.

Fakat bunlardan herhangi birini nazar boncuğunun neden mavi olduğunun kesin ve tek tarihsel nedeni olarak göstermek doğru değil.

Daha güvenli söylenebilecek şey şu: Mavi, Türk halk kültüründe nazardan korunmayla zaman içinde güçlü biçimde özdeşleşmiş ve nazar boncuğunun karakteristik rengine dönüşmüş durumda.

Üstelik bütün nazar boncukları mavi olmak zorunda değil. Geleneksel üretimde beyaz, sarı, yeşil, kırmızı ve farklı tonlardaki camlar da kullanılabiliyor. Yine de dünya çapında tanınan biçim, lacivert ve açık mavi halkalarla oluşturulan göz motifi.

Nazar boncuğu nereden geliyor?

Burada iki farklı hikâyeyi ayırmak gerekiyor:

Nazar inancının tarihi ile bugün bildiğimiz cam nazar boncuğunun tarihi aynı değil.

Kötü veya zarar verici bakıştan korunma düşüncesi Anadolu’dan daha geniş bir coğrafyada ve çok eski dönemlerde görülüyor. Akdeniz, Orta Doğu ve çevresindeki toplumlarda kötü göze karşı kullanılan farklı muskalar ve semboller bulunuyor.

Örneğin Metropolitan Museum of Art koleksiyonlarında hem Roma döneminden hem de Orta Çağ İran’ından kötü göze karşı koruyucu işlev taşıdığı düşünülen göz biçimli motiflere rastlanıyor.

Bu nedenle “nazar boncuğunu şu toplum şu tarihte icat etti” şeklinde tek bir başlangıç noktası vermek tarihsel tabloyu gereğinden fazla basitleştirir.

Bugün Türkiye ile özdeşleşen mavi cam nazar boncuğu ise bu eski kötü göz inanışının Anadolu’daki cam işçiliğiyle birleşmiş özel biçimlerinden biri.

Türkiye’deki cam nazar boncuğu geleneği nerede gelişti?

Atölyede sıcak camdan geleneksel nazar boncuğu şekillendiren usta

Türkiye’de nazar boncuğu denildiğinde İzmir’in ayrı bir yeri var.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın geleneksel cam sanatlarıyla ilgili kayıtlarında, nazardan korunmak amacıyla yapılan cam boncukların önemli üretim merkezlerinden biri olarak İzmir’in Görece köyü öne çıkıyor.

Geleneksel üretimde cam yüksek sıcaklıktaki ocaklarda eritiliyor, ardından ustalar tarafından demir çubuklarla şekillendiriliyor. Farklı renklerdeki cam katmanları üst üste uygulanarak boncuğun karakteristik göz görünümü oluşturuluyor.

İzmir’de Görece’nin yanı sıra Kemalpaşa çevresindeki nazar boncuğu atölyeleri de bu zanaatın sürdürülmesiyle tanınıyor.

Dolayısıyla bugün turistik eşyalarda gördüğümüz mavi göz yalnızca grafik bir sembol değil; arkasında yaşayan bir cam işçiliği geleneği de bulunuyor.

Bunu da okuyun: Cadılar Bayramı Neden 31 Ekim’de Kutlanır? Halloween Geleneği Nereden Geliyor?

Nazar boncuğu yalnızca Türkiye’ye mi ait?

Kötü göz inancı yalnızca Türkiye’ye ait değil.

Benzer inanışlara Akdeniz, Balkanlar, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve farklı kültürlerde rastlamak mümkün.

Ancak bugün “nazar boncuğu” denildiğinde akla gelen mavi-beyaz cam göz biçimi Türkiye kültürüyle çok güçlü biçimde özdeşleşmiş durumda.

Buradaki fark önemli. Geniş coğrafyaya yayılan şey kötü gözden korunma düşüncesi; Türkiye’nin kendine özgü kültürel ifadelerinden biri hâline gelen ise bu düşüncenin mavi cam boncuk biçimindeki yorumu.

Nazar boncuğu dini bir sembol mü?

Nazar boncuğunu belirli bir dinin doğrudan sembolü olarak tanımlamak doğru değil.

Kötü gözden korunmaya ilişkin inanışlar farklı dönemlerde, farklı dinlerde ve farklı toplumlarda görülebilen halk kültürü uygulamaları arasında yer alıyor.

Türkiye’de de nazar boncuğu günlük yaşamda çoğu zaman geleneksel ve kültürel bir sembol olarak kullanılıyor.

Bir kişi boncuğu koruyucu anlam yükleyerek evine asabilirken başka biri yalnızca dekoratif bir motif olarak tercih edebilir.

Dolayısıyla sembolün günümüzdeki anlamı kullanan kişiye göre değişebilir.

Neden hâlâ bu kadar tanınabilir?

Nazar boncuğunun kalıcı olmasının nedenlerinden biri tasarımının son derece basit olması.

Merkezde küçük bir daire, çevresinde birkaç renkli halka…

Yazı gerektirmeden hemen göz olarak algılanıyor.

Üstelik boncuk çok farklı ölçülerde üretilebildiği için takıdan ev dekorasyonuna, anahtarlıktan duvar süsüne kadar kolayca kullanılabiliyor.

Türkiye’de günlük yaşamın içinden çıkan başka kültürel ürünlerde de benzer bir dönüşüm görmek mümkün. Örneğin Türk kahvesinin hazırlanışı ve çevresinde gelişen gelenekler bugün yalnızca bir içecekten çok daha geniş bir kültürel anlam taşıyor.

Nazar boncuğunun hikâyesini ilginç yapan da bu.

Çok eski ve geniş bir “kötü göz” inanışı, Anadolu’daki cam işçiliği ve Türk halk kültüründeki mavi renk geleneğiyle birleşerek bugün tek bakışta tanıdığımız sembole dönüşmüş durumda.

Kaynakça

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı – Traditional Arts Using Glass

Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi – Kültürel Süreklilik Bağlamında Türk Halk Kültüründe Mavi/Turkuaz Mavisi ve Nazar Boncuğu

The Metropolitan Museum of Art – Evil Eye Motifli Tarihî Muska

Bu yazıda bir hata mı fark ettiniz? Bize bildirin.

Deniz Çelik

Yazar hakkında

Deniz Çelik

Avukat. 2017'de Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu; kendi hukuk bürosunda serbest avukat olarak çalışıyor. Merakça'nın kurucusu ve yayın sorumlusu; hukuk, çalışma hayatı ve tüketici hakları içeriklerini inceliyor.

Senin tepkin

Bu içerik sana nasıl hissettirdi?

Bir emoji seç; tepkin anında sayılsın.

Paylaş

Bu yazıyı faydalı bulduysan paylaşabilirsin.
WhatsApp’ta Paylaş
Yorumlar Sen ne düşünüyorsun? Okumak veya yorum yazmak için tıkla.

İlk yorumu sen bırak

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen bırak.

Haftalık Merak

Merakını canlı tut.

Haftanın en iyi içerikleri ve yeni keşifler e-postana gelsin.