Eve misafir geliyor, başka bir çocuk raftaki arabayı almak istiyor ve sizin çocuğunuz oyuncağı iki eliyle sıkıca tutup “Benim!” diye bağırıyor. O anda yetişkinlerin ağzından çoğu zaman aynı cümle çıkıyor: “Hadi ver, ayıp oluyor.” Misafir geldiğinde yalnızca paylaşma konusunda değil, çocuğun genel davranışında da değişiklik görülebilir; bunu çocuğum misafir gelince huysuzlaşıyor yazımızda ele aldık.
Fakat paylaşmayı öğretmek ile çocuğun elindeki oyuncağı zorla alıp başka birine vermek aynı şey değil. Hatta bazı yaşlarda asıl öğrenilmesi gereken beceri “hemen paylaşmak” değil; sıra beklemek, izin istemek, başkasının eşyasını çekip almamak ve kendi eşyası hakkında seçim yapabilmek olabilir.
Oyuncağını Paylaşmaması Çocuğun Bencil Olduğu Anlamına Gelmez
İki yaşındaki bir çocuğun çok sevdiği kamyonunu arkadaşına vermek istememesi, yıllar sonra nasıl bir insan olacağını gösteren küçük bir kişilik testi değildir.
American Academy of Pediatrics’in iki yaş dönemiyle ilgili açıklamalarında da çocukların ilgilerini çeken eşyaları paylaşmayı reddedebileceği belirtiliyor. ZERO TO THREE ise paylaşma ve sıra alma gibi daha gelişmiş sosyal oyun becerilerinin üç yaşa yaklaşırken ve sonrasında zaman içinde geliştiğini aktarıyor.
Burada “üç yaşına bastığı gün artık paylaşmalı” gibi kesin bir çizgi yok. Çocuğun mizacı, dil becerileri, akran deneyimi, oyuncağın onun için ne kadar değerli olduğu ve o anda oyuna ne kadar dalmış olduğu davranışı değiştirebilir.
Nitekim çocuklar küçük yaşlarda bazı şeyleri kendiliğinden verebilir. Ancak bir parça atıştırmalığı annesine uzatabilen çocuk, yarım saattir oynadığı en sevdiği arabayı arkadaşına vermek istemeyebilir. İki davranışın aynı hızda gelişmesini beklemek gerçekçi değildir.
Zorla Paylaştırmak Neden İyi Bir İlk Seçenek Değil?
Çocuk oyuncağı bırakmadığında yetişkinin oyuncağı elinden alıp diğer çocuğa vermesi o anki tartışmayı bitirebilir. Fakat çocuk açısından öğrenilen mesaj her zaman “paylaşmak güzeldir” olmayabilir.
Anna Freud’un erken çocukluk dönemine yönelik paylaşma rehberinde, küçük çocukların sahiplik duygusunun gelişimin bir parçası olduğu ve oyuncağın zorla ellerinden alınmasının kafa karıştırıcı ve üzücü olabileceği anlatılıyor. Özellikle üç yaşın altındaki çocuklarda “paylaş” baskısı yerine sıra alma davranışının öğretilmesi öneriliyor.
Seçim hakkının önemini gösteren akademik bir bulgu da var. Chernyak ve Kushnir’in Psychological Science dergisinde yayımlanan çalışmasında 3–4 yaşındaki çocukların paylaşma kararları incelendi. Araştırmada, değer verdikleri bir şeyi paylaşmayı kendi seçimleriyle yapan çocukların daha sonraki bir paylaşma fırsatında daha fazla prososyal davranış gösterdiği bulundu. Araştırma evdeki her oyuncak kavgasına doğrudan uygulanabilecek bir reçete sunmuyor; ancak gönüllü seçim ile yalnızca yetişkin talimatına uyma arasındaki farkın önemli olabileceğini gösteriyor.
Bu, ebeveynin tamamen kenara çekilmesi gerektiği anlamına da gelmez. Oyuncak paylaşmak istememek kabul edilebilir; vurmak, ısırmak, itmek veya başka bir çocuğun elindeki oyuncağı zorla almak kabul edilmek zorunda değildir.
“Paylaş” Demek Yerine Sırayı Görünür Hâle Getirin

İki çocuk aynı oyuncağı istediğinde sorun bazen paylaşmaktan çok “Şimdi kimin sırası?” sorusudur.
Çocuğun henüz oynamaya başladığı arabayı birkaç saniye sonra elinden almak yerine, “Şu an Ege oynuyor. Bitirdiğinde sıra sende” demek daha anlaşılır olabilir.
ZERO TO THREE, küçük çocukların oyuncakla yeterince oynayabilmesi için gerektiğinde daha uzun bir sıra verilmesini ve bekleyen çocuğa başka bir etkinlik sunulmasını öneriyor. Sürenin belirsiz kalmasının kavga çıkardığı durumlarda ise basit bir zamanlayıcı kullanılabilir.
Buradaki amaç saniye hesabı yapmak değil. Çocuğun “Oyuncağı verdiğim anda sonsuza kadar kaybolmuyor; sıra yeniden bana gelebiliyor” deneyimini yaşaması.
Dört yaş civarında da bu beceriler hâlâ öğrenilmeye devam ediyor. CDC, ebeveynlerin çocuklara “Sıra bana gelebilir mi?” gibi ifadeleri öğretmesini, oyuncak paylaşma ve sıra alma konusunda rehberlik etmeyi öneriyor. Beş yaş içinse diğer çocuklarla oyun oynarken kurallara uyma veya sıra alma sosyal-duygusal gelişim basamakları arasında yer alıyor.
Misafir Geldiğinde Bütün Oyuncaklar Ortak Olmak Zorunda mı?
Çocuğun odasında duran her eşyanın misafir geldiği anda ortak kullanıma açılması gerekmiyor.
Yeni aldığı ve çok değer verdiği bir oyuncak, uyurken yanında tuttuğu peluş hayvan, kırılmasından korktuğu bir model ya da uzun süredir yaptığı bir LEGO çalışması onun için diğer oyuncaklardan farklı olabilir.
Misafir gelmeden önce kısa bir hazırlık yapılabilir:
“Kuzenin birazdan gelecek. Birlikte oynayabileceğiniz oyuncakları seçelim. Paylaşmak istemediğin çok özel bir şey varsa onu şimdilik odana kaldırabiliriz.”
Böylece çocuk hem kendi eşyaları üzerinde belli bir söz hakkının bulunduğunu görür hem de misafir geldiğinde “hiçbir şeye dokunma” kavgasının önüne geçmek kolaylaşır.
Burada denge önemli. Bütün oyuncakları kilitlemek ortak oyunu imkânsızlaştırır; çocuğun en değer verdiği her şeyi paylaşmaya zorlamak da sınırlarını yok sayar. Evde birkaç oyuncak veya oyun malzemesinin baştan “birlikte oynanabilecekler” olarak belirlenmesi çok daha uygulanabilir olabilir.
Bunu da okuyun: Çocuğum Sürekli Peşimde: Tek Başına Oynamayı Ne Zaman Öğrenir?
Kardeşler Arasında “Adil” Olmak Her Zaman Aynı Şeyi Vermek Değildir
Kardeşlerden biri ağladığında diğerinin elindeki oyuncağı hemen ona vermek kısa vadede sessizliği sağlayabilir. Fakat sürekli aynı yöntem kullanılırsa ağlayan çocuk istediğini ağlayarak alabileceğini, oynayan çocuk ise sırasının kolayca elinden alınabileceğini öğrenebilir.
Önce oyuncağın kime ait olduğuna bakmak işleri kolaylaştırır.
Doğum gününde bir çocuğa hediye edilmiş kişisel oyuncak ile ailece kullanılmak üzere alınmış oyun seti aynı kurala tabi olmak zorunda değildir. Ortak oyuncaklarda sıra sistemi daha belirgin olabilir. Kişisel ve çok özel eşyalarda ise sahibinin “Şu anda vermek istemiyorum” demesine daha fazla alan tanınabilir.
Fakat bu hak karşılıklıdır. Kendi oyuncağını vermek istemeyen çocuk da kardeşinin oyuncağını izinsiz alamaz.
Asıl adalet bazen “İkiniz de hemen yarım saat oynayacaksınız” demek değil, iki çocuğun sınırına da aynı ölçüde saygı göstermek olabilir.
Oyuncak Kavgası Sırasında Ne Söylenebilir?
“Ver kardeşine, sen büyüksün” yerine “Bu oyuncak şu anda senin elinde. Bitirdiğinde kardeşinin sırası gelecek” denebilir.
Çocuk özel bir oyuncağını vermek istemiyorsa “Bunu paylaşmak istemediğini görüyorum. Arkadaşınla oynayabileceğiniz başka bir oyuncak seçelim” daha anlaşılır bir seçenek olabilir.
Diğer çocuğun elinden oyuncak çekiyorsa mesaj da aynı açıklıkta olmalı: “Onu elinden alamazsın. İstersen sıra isteyebilirsin.”
Fiziksel kavga başladığında ise paylaşma dersi vermeye çalışmak yerine önce güvenliği sağlamak gerekir: “Kızabilirsin ama vuramazsın.” Çocuklar sakinleştikten sonra ne yapılabileceği üzerine konuşmak genellikle daha işlevseldir. ZERO TO THREE da küçük çocukların yoğun çatışma anında uzun düzeltmeleri dinlemekte zorlanabildiğini, önce saldırgan davranışın durdurulup daha sonra kısa biçimde alternatif davranış gösterilmesini öneriyor.
Ne Zaman Biraz Daha Yakından Bakmak Gerekir?
Tek başına “oyuncağını paylaşmıyor” davranışı küçük bir çocuk hakkında gelişimsel bir problem olduğu sonucuna varmak için yeterli değildir.
Ancak paylaşma güçlüğünün yanında yaşıtlarla neredeyse hiç etkileşime girememe, sürekli ve yoğun fiziksel saldırganlık, belirgin iletişim güçlükleri, oyun becerilerinde ciddi kaygılar veya daha önce kazanılmış becerilerin kaybı gibi başka durumlar da görülüyorsa çocuk doktoruyla konuşmak uygun olabilir.
CDC’nin gelişim basamakları da tanı aracı değildir. Çocuğun gelişimi konusunda kaygı varsa profesyonel değerlendirme, internetteki tek bir yaş tablosundan daha anlamlıdır.
Paylaşmayı Öğretmenin Hedefi Oyuncağı Hemen Verdirmek Değil
Bir çocuğun paylaşmayı öğrenmesi, her istediğimiz anda elindeki eşyayı başkasına teslim etmeyi öğrenmesi anlamına gelmiyor.
Daha kalıcı hedef; başkasının hakkına saygı göstermesi, sıra bekleyebilmesi, kendi sınırlarını ifade edebilmesi ve zamanı geldiğinde paylaşmayı kendi isteğiyle seçebilmesi.
Çocuğun yaşıt ilişkilerinde genel olarak zorlandığını düşünüyorsanız çocuğum arkadaş edinemiyor yazımızdaki işaretleri de değerlendirebilirsiniz.
Bu yüzden bir dahaki sefere “Hadi ver, ayıp oluyor” cümlesi dilinizin ucuna geldiğinde önce küçük bir ayrım yapmak işe yarayabilir: Çocuğum gerçekten paylaşmayı mı öğrenmeli, yoksa şu anda yalnızca sırasını ve kendisine ait bir eşyayı mı koruyor?
Bu ayrım yapıldığında oyuncak kavgası, çocuğa paylaşmayı zorla yaptırılması gereken bir kriz olmaktan çıkıp paylaşmayı gerçekten öğrenebileceği bir deneyime dönüşebilir.
Bunu da okuyun: Çocuğum Her Şeye “Ben Yapacağım” Diyor: Ne Zaman Yardım Etmeli?
Not: Her çocuk ve her durum farklıdır. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; endişe verici, uzun süren veya günlük hayatı etkileyen durumlarda çocuk doktoru, psikolog ya da okul rehberlik servisinden destek alın.
Yorumlar Sen ne düşünüyorsun? Okumak veya yorum yazmak için tıkla.