Bir arı gördüğümüzde çoğumuzun aklına iki şey geliyor: Bal ve iğne. Oysa bir arı kovanının içine biraz daha yakından baktığınızda karşınıza neredeyse kendi dili, görev dağılımı ve trafik sistemi olan küçük bir dünya çıkıyor.
Üstelik arıların bazı yetenekleri, birkaç santimetrelik bir canlıdan beklenmeyecek kadar gelişmiş.
İşte arılar hakkında muhtemelen daha önce duymadığınız şaşırtıcı bilgiler.
Kısa Karşılaştırma
5 gözleri var mı?
Evet. Bal arılarında iki büyük birleşik göz ve üç basit göz — ocelli — bulunur.
Kaynak: University of Arizona Cooperative Extension.
Ultraviyole ışığı görebilirler mi?
Evet. Bal arılarının görsel sistemi ultraviyole dalga boylarını algılayabilir.
Kaynak: USDA Agricultural Research Service.
Dans ederek yiyecek tarif ederler mi?
Evet. Sallanma dansı, yiyecek kaynağının yönü ve uzaklığı hakkında bilgi taşır.
Kaynak: Smithsonian Gardens.
Tehlike için “dur sinyali” kullanırlar mı?
Evet. Tehlike yaşayan bal arılarında görülen titreşimli stop sinyali, sallanma dansını ve tehlikeli kaynağa yönlendirmeyi azaltabiliyor.
Kaynak: Current Biology / PLOS Biology.
Kraliçe günde kaç yumurta bırakabilir?
Yaklaşık 2.000’e kadar. Sağlıklı ve üretken bir kraliçe uygun dönemde günde yaklaşık 2.000 yumurta bırakabilir.
Kaynak: University of Florida IFAS.
Erkek arıların babası var mı?
Hayır. Dronlar döllenmemiş yumurtalardan gelişir ve yalnızca annelerinden genetik materyal alırlar.
Kaynak: Penn State Extension.
Titreşimle tozlaşma gerçek mi?
Evet. Bombus arıları ve bazı diğer arılar uçuş kaslarını titreştirerek polenin çiçekten çıkmasını sağlayabiliyor. Smithsonian yaklaşık 20.000 bitki türünün bu yöntemle tozlaştığını belirtiyor.
Kaynak: Smithsonian National Zoo.
Smithsonian – Bees and Pollinators
“Her üç lokmadan biri” doğru mu?
Yaklaşık bir anlatım olarak evet. Smithsonian, insan besin arzının yaklaşık üçte birinin böcek tozlaşmasına bağlı olduğunu belirtiyor.
Kaynak: Smithsonian.
Küçük Bir Not: Bu Bilgiler Bütün Arılar İçin Aynı mı?
Dünyada binlerce arı türü bulunuyor ve hepsinin yaşam biçimi aynı değil. Yukarıda anlatılan beş göz, sallanma dansı, kraliçe–işçi–dron sistemi ve döllenmemiş yumurtalardan erkeklerin gelişmesi gibi bilgilerin önemli bölümü özellikle bal arısı (Apis mellifera) biyolojisiyle ilgili.
Bombus arılarında görülen titreşimle tozlaşma gibi bazı davranışlar ise bal arılarından farklı gruplarda daha belirgin. Bu nedenle “arılar” sözcüğünü kullanırken hangi tür veya arı grubundan söz edildiğini belirtmek, bilgiyi daha doğru hâle getiriyor.
1. Arıların iki değil, beş gözü vardır

Evet, yanlış okumadınız.
Bal arılarının başlarının iki yanında gördüğümüz büyük birleşik gözlerinin yanı sıra, başlarının üst bölümünde üç küçük gözü daha bulunur. Bu küçük gözler özellikle ışık yoğunluğunu algılamada görev alır.
Yani size doğru uçan küçük bir arı, dünyaya toplam beş gözle bakıyor.
2. Üstelik bizim göremediğimiz renkleri görebilirler
Arıların görme biçimi bizimkinden oldukça farklı.
İnsan gözünün göremediği ultraviyole ışığı algılayabilirler. Bazı çiçeklerde ultraviyole ışık altında ortaya çıkan ve adeta küçük birer iniş pistini andıran desenler vardır. Bu desenler arıların nektarın bulunduğu bölgeyi daha kolay bulmasına yardımcı olur.
Doğadaki renklerin neden göründüğü de ilginizi çekiyorsa Merakça’daki “Gökyüzü Neden Mavi, Gün Batımında Neden Kırmızı Olur?” yazısına da göz atabilirsiniz.
USDA Agricultural Research Service’ın bal arısı atlasına göre bal arılarının görme pigmentleri, insan gözünün algılayamadığı ultraviyole bölgeyi de kapsıyor. Smithsonian da ultraviyole desenlerin arılara çiçekler üzerinde nektara yönelen görsel işaretler sağlayabildiğini belirtiyor.
3. Birbirlerine adres tarif etmek için dans ederler
Bir işçi arı güzel bir çiçek alanı bulduğunda kovana dönüp diğer arılara sadece “yiyecek buldum” demiyor.
Sallanma dansı (waggle dance) adı verilen özel hareketler yapıyor.
Dansın yönü diğer arılara hangi tarafa uçmaları gerektiği hakkında bilgi verirken, hareketlerin süresi yiyecek kaynağının ne kadar uzakta olduğuna dair ipucu veriyor. Bir bakıma arılar, GPS’ten çok daha önce kendi navigasyon sistemlerini geliştirmiş durumda.
Smithsonian Gardens, kovana dönen keşifçi bal arılarının sallanma dansıyla diğer arılara yeni bulunan çiçek alanının hem yönü hem de uzaklığı hakkında bilgi verdiğini açıklıyor.
4. Tehlikeli bir yer bulduklarında birbirlerini uyarabiliyorlar
İşin daha da ilginç tarafı, arıların yalnızca iyi haber paylaşmaması.
Bir yiyecek kaynağında saldırıya uğrayan ya da tehlikeyle karşılaşan arılar, kovana döndüklerinde diğer arıların aynı yere gitmesini engelleyebilen titreşimli bir “dur sinyali” verebiliyor.
Araştırmacılar bu davranışı arıların karmaşık iletişim sisteminin parçalarından biri olarak değerlendiriyor.
Yani kovanda bir anlamda “Oraya gitmeyin, işler karışık” uyarısı bile var.
Bunu da okuyun: Dünyanın En Tuhaf 10 Çiçeği: Gerçek Olduğuna İnanmak Zor
5. Kraliçe arı günde 2.000’den fazla yumurta bırakabilir
“Kovanın en çalışkanı kim?” diye sorulunca akla işçi arılar gelebilir ama kraliçenin de oldukça yoğun bir programı var.
Sağlıklı bir kraliçe arı, koloninin en hareketli dönemlerinde bir günde 2.000’den fazla yumurta bırakabiliyor. Hatta bu yumurtaların toplam ağırlığı bazı günlerde kraliçenin kendi vücut ağırlığını aşabiliyor.
6. Erkek arıların babası yoktur
Arıların aile ağacı da en az davranışları kadar ilginç.
Erkek bal arıları yani dronlar, döllenmemiş yumurtalardan gelişir. Bu nedenle biyolojik olarak babaları bulunmaz. Buna karşılık anneleri bulunduğu için anne tarafından bir büyükbabaları olabilir.
İlk duyulduğunda kulağa biraz kafa karıştırıcı geliyor ama arı genetiğinin en ilginç özelliklerinden biri bu.
7. Bazı arılar çiçekleri adeta titreştirir
Domates veya yaban mersini gibi bazı bitkiler polenlerini kolayca bırakmaz.
Bombus arıları bunun için çiçeğe tutunup uçuş kaslarını hızla titreştirir. Ortaya çıkan güçlü titreşim polenlerin dışarı çıkmasını sağlar. Bu davranış “buzz pollination”, yani titreşimle tozlaşma olarak biliniyor. Smithsonian’a göre yaklaşık 20 bin bitki türü bu yöntemle tozlaşabiliyor.
8. Soframızdaki birçok yiyecekte onların payı var
Arıları yalnızca bal üreten canlılar olarak görmek büyük bir haksızlık olur.
Elma, badem, avokado, çilek, kahve, kakao ve daha pek çok bitkinin çoğalmasında tozlaştırıcılar önemli rol oynuyor. Smithsonian, yediğimiz yaklaşık her üç lokmadan birinin bir şekilde tozlaştırıcılarla bağlantılı olduğunu belirtiyor.
Birkaç santimetrelik bu canlıların etkisi, kovanın sınırlarının çok ötesine ulaşıyor.
Küçükler ama dünyaları oldukça büyük
Beş göz, ultraviyole görüş, dansla adres tarifi, tehlike uyarıları ve son derece düzenli bir koloni hayatı…
Arılar yakından incelendiğinde “bal yapan küçük böcekler” olmaktan çok daha fazlası.
Belki de bundan sonra bir çiçeğin üzerinde çalışan bir arı gördüğünüzde ona birkaç saniye daha dikkatli bakarsınız. Çünkü o sırada yalnızca nektar toplamıyor; çok daha büyük bir sistemin küçük ama önemli bir parçası olarak çalışıyor.
Bunun gibi kısa ve şaşırtıcı bilgiler hoşunuza gidiyorsa Merakça’nın İlginç Bilgiler bölümündeki “Suyun Üzerinde Nasıl Yürüyorlar? Meğer Hilesi Buymuş!” içeriğine de göz atabilirsiniz.
Arılar Hakkındaki En Şaşırtıcı Bilgi Hangisi?
Bu sekiz bilgi arasında tek bir “en şaşırtıcı” seçmek zor; ancak arıların iletişim sistemi özellikle dikkat çekici.
Bir işçi bal arısı sallanma dansıyla bir yiyecek kaynağının yönü ve uzaklığı hakkında bilgi verebilirken, tehlikeyle karşılaşan başka bir arı bunun tersine stop sinyali kullanarak aynı kaynağa yapılan işe alımı azaltabiliyor. Başka bir deyişle kolonide yalnızca “burada yiyecek var” mesajı değil, gerektiğinde “oraya gitmeyin” mesajı da bulunuyor.
Buna bir de ultraviyole görüş, haplodiploid genetik sistem ve titreşimle tozlaşma eklendiğinde arılar yalnızca bal üreten böcekler değil; duyusal algı, iletişim, genetik ve toplu davranış açısından oldukça gelişmiş bir biyolojik sistemin parçası olarak karşımıza çıkıyor.
Yorumlar Sen ne düşünüyorsun? Okumak veya yorum yazmak için tıkla.