Hayvanlar dünyası hakkında çocukluktan beri duyduğumuz pek çok bilgi var. Bazıları belgesellerden, bazıları çizgi filmlerden, bazıları da nesilden nesile aktarılan söylentilerden geliyor. Ancak sık sık tekrarlanmaları, bu bilgilerin doğru olduğu anlamına gelmiyor.
Devekuşlarının başını kuma gömdüğünden Japon balıklarının üç saniyelik hafızaya sahip olduğuna kadar, hayvanlar hakkında doğru bilinen 7 yanlışı birlikte inceleyelim.
Hayvanlar dünyasındaki diğer sıra dışı örnekler için dünyanın en küçük hayvanlarını ve görünüşleriyle şaşırtan dünyanın en garip yılan türlerini de keşfedebilirsiniz.
Kısa Doğrulama Tablosu
Yanlış inanış: Devekuşları tehlikede başını kuma gömer.
Doğrusu: Gömmüyor. Yuvasındaki yumurtaları kontrol ederken başını yere yaklaştırması veya tehlikede yere çömelmesi uzaktan bu görüntüyü oluşturabiliyor.
Kaynak: Smithsonian’s National Zoo.
Yanlış inanış: Yarasalar kördür.
Doğrusu: Yarasaların gözleri işlevseldir. Görme yeteneği türden türe değişir; birçok tür görmenin yanında ekolokasyon da kullanır.
Kaynak: Bat Conservation International.
Bat Conservation International – Are Bats Blind?
Yanlış inanış: Japon balıklarının hafızası üç saniyedir.
Doğrusu: Kontrollü deneylerde Japon balıklarının zamanlama, öğrenme ve beslenme saatlerini hatırlayabildiği gösterildi. Üç saniyelik hafıza iddiasının bilimsel dayanağı yok.
Kaynak: University of Plymouth / hakemli araştırmalar.
University of Plymouth – Goldfish Learning Study
Yanlış inanış: Boğalar kırmızı renge öfkelenir.
Doğrusu: Sığırlar dikromatik görür; kırmızı onların gözünde insanlar için olduğu kadar belirgin değildir. Boğa güreşindeki tepkinin temelinde hareket ve tehdit algısı bulunur.
Kaynak: University of Navarra Science Museum.
University of Navarra – Bull Vision
Yanlış inanış: Develerin hörgücünde su vardır.
Doğrusu: Hörgüçte su değil, yağ dokusu depolanır. Bu yağ, yiyecek kıtlığında enerji rezervi olarak kullanılır.
Kaynak: San Diego Zoo / Library of Congress.
San Diego Zoo – Camel Facts
Yanlış inanış: Bukalemunlar sadece kamuflaj için renk değiştirir.
Doğrusu: Renk değişiminde iletişim, ruh hâli, ışık, sıcaklık ve nem gibi faktörler de rol oynar.
Kaynak: San Diego Zoo.
San Diego Zoo – Chameleon
Yanlış inanış: Oklu kirpiler dikenlerini fırlatabilir.
Doğrusu: Dikenleri fırlatmazlar. Dikenler gevşek biçimde bağlıdır ve temas sırasında kolayca ayrılabilir.
Kaynak: Smithsonian’s National Zoo.
Smithsonian – North American Porcupine
Bu Bilgileri Nasıl Kontrol Ettik?
Bu listedeki iddiaları mümkün olduğunca hayvanat bahçelerinin bilimsel tür sayfaları, üniversiteler ve hakemli araştırmalar üzerinden kontrol ettik. Özellikle hayvan davranışları konusunda tek bir gözlem bütün bir tür için geçerli olmayabileceğinden, “hiçbir zaman”, “her zaman” veya “bütün türler” gibi kesin ifadelerden kaçındık.
Bazı yanlış inanışların küçük bir gerçek gözlemden doğduğunu da unutmamak gerekiyor. Örneğin devekuşları gerçekten başlarını yere yaklaştırabiliyor; ancak bunu korktuklarında başlarını kuma gömmek için yapmıyor. Bukalemunlar gerçekten kamuflajdan yararlanabiliyor; fakat renk değiştirmelerinin tek nedeni kamuflaj değil.
1. Devekuşları korkunca başını kuma gömer

Tehlike karşısında başını kuma gömen bir devekuşu görüntüsü oldukça tanıdık gelebilir. Fakat devekuşları korktuklarında başlarını kuma gömmez.
Yumurtalarını kontrol etmek veya yerdeki yiyecekleri aramak için başlarını aşağıya doğru eğebilirler. Uzak mesafeden bakıldığında başları toprağın içindeymiş gibi görünür. Tehlike anında ise genellikle güçlü bacaklarına güvenir ve hızla uzaklaşırlar. Smithsonian Ulusal Hayvanat Bahçesinin devekuşları hakkındaki bilgilerinde de bu yaygın inanışın doğru olmadığı belirtiliyor.
2. Yarasalar tamamen kördür
“Yarasa kadar kör” sözü, yarasaların göremediği düşüncesini güçlendiren ifadelerden biri. Oysa yarasalar kör değildir ve türlerin büyük bölümü gözlerini kullanarak çevresini görebilir.
Gece hareket eden birçok yarasa, görme duyusuna ek olarak ekolokasyon adı verilen bir yöntemden yararlanır. Çıkardıkları yüksek frekanslı seslerin çevredeki nesnelere çarparak geri dönmesi sayesinde engelleri ve avlarını tespit ederler. Başka bir deyişle ekolokasyon, görme duyusunun yerine geçen değil, onu tamamlayan son derece gelişmiş bir sistemdir.
Hayvanların şaşırtıcı yetenekleri yalnızca bununla sınırlı değil. Boyutlarıyla insanı hayrete düşüren türleri merak ediyorsanız dünyanın en küçük hayvanları listesine de göz atabilirsiniz.
Bat Conservation International, bütün yarasaların görebildiğini açıkça belirtiyor. Görme yeteneği türler arasında değişirken bazı türler düşük ışıkta güçlü görüşe sahip, bazıları ise karanlıkta avlanırken ekolokasyondan daha yoğun biçimde yararlanıyor. Yani ekolokasyon kullanmak “kör olmak” anlamına gelmiyor.
3. Japon balıklarının hafızası yalnızca üç saniyedir
Japon balıklarının birkaç saniye önce yaşadıklarını unuttuğu sıkça söylenir. Bilimsel gözlemler ise balıkların yiyecek saatlerini, belirli işaretleri ve çevrelerindeki güzergâhları öğrenebildiğini gösteriyor.
Balıkların hafızası türüne ve öğrenilen bilginin niteliğine göre günler, aylar, hatta daha uzun süre devam edebilir. Cambridge Üniversitesi tarafından yayımlanan hayvan bilişi çalışmasında balıkların öğrenme ve uzun süreli hatırlama becerilerine sahip olduğu aktarılıyor. Kısacası üç saniyelik hafıza iddiası bilimsel bir gerçek değil.
4. Boğalar kırmızı renge öfkelenir
Boğa güreşlerinde kullanılan kırmızı kumaş, boğaların bu renge karşı özel bir öfke duyduğu izlenimini oluşturuyor. Aslında boğaların dikkatini çeken şey kumaşın rengi değil, matadorun yaptığı hareketlerdir.
Sığırlar kırmızı ve yeşil tonlarını insanlar gibi ayırt edemez. Hızla sallanan kumaş ve kendilerine yöneltilen tehdit, boğanın tepki vermesine neden olur. Kumaş farklı bir renkte olsaydı da aynı hareketler benzer bir sonuç doğurabilirdi.
5. Develer hörgüçlerinde su depolar
Develerin uzun süre susuz kalabilmesi, hörgüçlerinin suyla dolu olduğu düşüncesini ortaya çıkarmış olabilir. Ancak devenin hörgücünde su değil, ağırlıklı olarak yağ dokusu bulunur.
Bu yağ deposu, yiyeceğin az olduğu dönemlerde hayvana enerji sağlar. Develerin susuzluğa dayanabilmesinde ise vücut sıcaklıklarını kontrollü biçimde değiştirebilmeleri, su kaybını azaltmaları ve kısa sürede yüksek miktarda su içebilmeleri etkili olur.
Develerin hörgücünde su değil, yağ dokusu depolanır. San Diego Zoo bu yağın yiyecek kıtlığı dönemlerinde enerji kaynağı olarak kullanıldığını belirtiyor. Library of Congress de “hörgüç ne kadar su tutar?” sorusuna doğrudan “hiç” cevabını veriyor.
Susuz kalmış bir deve kısa sürede çok büyük miktarda su içebilir. Library of Congress yaklaşık 20 galona kadar su içebileceğini belirtirken farklı resmî hayvanat bahçesi kaynaklarında yaklaşık 30 galona kadar değerler veriliyor. Bu nedenle tek bir kesin maksimum rakam kullanmak yerine “çok kısa sürede onlarca litre su içebilir” demek daha güvenli.
6. Bukalemunlar yalnızca kamufle olmak için renk değiştirir
Bukalemunların bulundukları zeminin rengini birebir taklit ettiği düşünülür. Gerçekte bu canlılar her rengi veya deseni istedikleri gibi oluşturamaz.
Renk değişimi; iletişim, vücut sıcaklığının düzenlenmesi, ışık koşulları, stres ve eş bulma gibi farklı nedenlerle gerçekleşebilir. Örneğin bir bukalemun rakibine karşı daha dikkat çekici renklere bürünebilir. San Diego Hayvanat Bahçesi, renk değişiminin hayvanın ruh hâli, sıcaklık, nem ve iletişim davranışlarıyla ilişkili olduğunu belirtiyor.
Görünüşüyle şaşırtan sürüngenleri seviyorsanız dünyanın en garip yılan türleri başlıklı içeriğimiz de ilginizi çekebilir.
7. Oklu kirpiler oklarını fırlatabilir
Oklu kirpilerin tehlike anında dikenlerini hedefe doğru fırlattığı anlatılır. Fakat bu hayvanlar dikenlerini uzaktan atamaz.
Oklu kirpi tehdit hissettiğinde dikenlerini dikleştirerek daha büyük görünmeye çalışır. Temas yaşanması durumunda gevşek biçimde tutunan dikenler saldırganın derisine saplanabilir ve kirpinin vücudundan ayrılabilir. Bu hızlı ayrılma, dikenlerin fırlatıldığı yanılgısını doğurur. Smithsonian’ın oklu kirpi sayfası da dikenlerin fırlatılmadığını, temas sırasında kolayca ayrıldığını doğruluyor.
Yanlış bilgiler neden bu kadar kolay yayılıyor?
Hayvan davranışları çoğu zaman insan özellikleri üzerinden açıklanmaya çalışılıyor. Çizgi filmler, filmler ve kulaktan kulağa aktarılan bilgiler de karmaşık davranışları basit kalıplara dönüştürüyor. Bu anlatımlar akılda kolay kaldığı için bilimsel gerçeklerden daha hızlı yayılabiliyor.
Doğa ise duyduklarımızdan çok daha şaşırtıcı ayrıntılara sahip. Bazı canlıların savunma yöntemleri yanlış anlaşılırken bazıları da olağanüstü yaşam süreleriyle dikkat çekiyor. Bu konuda daha fazlasını öğrenmek için dünyanın en uzun ömürlü canlılarını inceleyebilirsiniz.
Hayvanlarla ilgili mitlerin kalıcı olmasının bir nedeni de gerçek bir davranışın fazla basitleştirilmesi. Devekuşunun başını yere indirmesi “başını kuma gömüyor”, bukalemunun renk değiştirmesi “her zeminin rengini taklit ediyor”, oklu kirpinin temasla diken kaybetmesi ise “dikenlerini fırlatıyor” şeklinde anlatılabiliyor. Gerçek davranış çoğu zaman efsaneden daha karmaşık ama aynı zamanda daha ilginç.
Hayvanlar hakkındaki bilgileri sorgulamak, yalnızca merakımızı gidermekle kalmaz; doğayı daha doğru tanımamıza ve canlılara karşı daha bilinçli davranmamıza da yardımcı olur. Peki siz bu yedi yanlış bilgiden hangisine inanıyordunuz?
Yorumlar Sen ne düşünüyorsun? Okumak veya yorum yazmak için tıkla.