Psikoloji 5 dk

Biri Konuşurken Sürekli Sözümü Kesiyor: Neden Yapıyor, Nasıl Karşılık Vermeli?

Editoryal standartlarla hazırlandı Güncellendi: 5 dk

Bir şey anlatmaya başlıyorsunuz. Daha cümleniz bitmeden karşınızdaki devreye giriyor. Yeniden söze giriyorsunuz, birkaç saniye sonra yine aynı şey oluyor. Bir noktadan sonra konuşmanın konusu değil, “Ben neden cümlemi tamamlayamıyorum?” hissi rahatsız etmeye başlıyor.

Sürekli söz kesilmek gerçekten yorucu olabilir. Fakat karşınızdaki kişinin bunu neden yaptığını yalnızca “saygısız” etiketiyle açıklamak bazen yanıltıcıdır. Çünkü benzer görünen davranışın arkasında heyecan, konuşma alışkanlığı, yanlış zamanlama veya gerçekten konuşmanın kontrolünü ele alma isteği bulunabilir.

Önce şunu ayıralım: Her üst üste konuşma söz kesmek değildir

İki kişinin birkaç saniye aynı anda konuşması, birinin mutlaka diğerini susturmaya çalıştığını göstermez.

Conversation Analysis alanının temel çalışmalarından biri olan Emanuel Schegloff’un araştırması, doğal sohbetlerde üst üste konuşmanın farklı biçimlerde ortaya çıkabileceğini ve bunların hepsinin konuşmayı bozan müdahaleler olmadığını gösteriyor.

Stanford Üniversitesi’nden Katherine Hilton’ın 5.000 Amerikan İngilizcesi konuşuruyla yaptığı araştırma ise ilginç bir fark ortaya koyuyor: Bazı insanlar aynı anda konuşmayı canlı ve ilgili bir sohbetin parçası olarak görürken bazıları çok küçük bir çakışmayı bile kaba bir söz kesme olarak algılıyor.

Bu yüzden önce davranışın ne zaman ve nasıl gerçekleştiğine bakmak daha anlamlı.

Karşınızdaki yalnızca “Aynen, ben de…” diye kısa bir şey söyleyip tekrar sizi dinliyorsa başka; cümlenizin ortasında konuyu değiştirip beş dakika boyunca kendisi konuşuyorsa başka bir iletişim örüntüsü vardır.

Bazı insanlar heyecanlandığında erken söze girer

Özellikle hızlı ve hareketli sohbetlerde kişi söyleyeceği düşünceyi kaybetmemek için siz henüz bitirmeden konuşmaya başlayabilir.

Böyle biri bunu yalnızca size değil hemen herkese yapıyor olabilir. Sözünüzü kestikten sonra fark edip “Pardon, sen devam et” diyorsa veya tekrar sözü size bırakıyorsa niyetinin sizi susturmak olması daha düşük bir olasılıktır.

Stanford araştırmasındaki “yüksek yoğunluklu konuşma tarzı” buna iyi bir örnek. Bu tarzı benimseyen kişiler sessizliklerden rahatsız olabiliyor ve eşzamanlı konuşmayı ilgisizlik değil, tam tersine sohbete katılım göstergesi olarak değerlendirebiliyor.

Sorun, iki kişinin konuşma ritmi farklı olduğunda ortaya çıkıyor. Biri için canlı sohbet olan şey, diğeri için “Bir türlü sözümü bitiremiyorum” deneyimine dönüşebiliyor.

Konuşma sırasını kaçırmaktan korkuyor olabilir

Sohbetler yazılı mesajlaşma gibi ilerlemez; herkes kendi sırasını açıkça beklemez. İnsanlar karşısındakinin cümlesinin biteceğini tahmin eder ve konuşmaya hazırlanır.

Farklı diller ve kültürler üzerinde yapılan geniş çaplı turn-taking araştırmaları, konuşma sıralarının çok hızlı değiştiğini ancak bu zamanlamada kültürler arasında da farklılıklar bulunduğunu gösteriyor.

Dolayısıyla kişinin aile ortamında, arkadaş grubunda veya yetiştiği iletişim kültüründe insanlar sürekli birbirlerinin cümlelerine girerek konuşuyorsa bu davranışı doğal kabul ediyor olabilir.

Bu açıklama davranışın sizi rahatsız etmesini geçersiz kılmaz. Yalnızca niyeti anlamaya yardımcı olur.

Bazen söz kesmek gerçekten konuşmanın kontrolünü almaktır

Karşılıklı konuşan iki yetişkinden birinin diğerinin sözünü kesmesi

Asıl ayrım burada ortaya çıkıyor.

Sizi kesen kişi:

  • konuştuğunuz konuyu sürekli kendi istediği yere çekiyorsa,
  • karşı çıkacağınızı fark ettiği anda sözünüzü bastırıyorsa,
  • başkalarının sözünü sizinki kadar kesmiyorsa,
  • “Bir cümlemi tamamlayayım” dediğinizde bile konuşmayı bırakmıyorsa,
  • her kesmeden sonra sözü size geri vermek yerine kendisi uzun uzun devam ediyorsa,

mesele yalnızca hızlı konuşma alışkanlığı olmayabilir.

Julia Goldberg’in Journal of Pragmatics‘te yayımlanan klasik çalışması da kesintilerin otomatik olarak tek bir anlam taşımaması gerektiğini; bazı müdahalelerin ilişki ve uyum amaçlı, bazılarının ise güç ve kontrol yönelimli olabileceğini ortaya koyuyor.

Yani tek bir söz kesmeden kişinin karakterini çıkarmaya çalışmak yerine tekrarlanan örüntüye bakmak daha sağlıklı.

Sözünüz kesildiğinde ne söyleyebilirsiniz?

İlk seferde uzun bir iletişim konuşması yapmanız gerekmiyor.

En işe yarayan tepki genellikle kısa ve nettir:

“Bir cümlemi tamamlayayım, sonra seni dinleyeyim.”

Ya da:

“Şunu bitireyim, hemen sana döneceğim.”

Bu ifadeler kavga başlatmadan konuşma sırasını geri alır. “Sen sürekli saygısızlık yapıyorsun” gibi kişinin karakterini hedef alan bir cümleden farklı olarak o anda yaşanan davranışı sınırlar.

Karşınızdaki konuşmaya devam ederse sesinizi giderek yükselterek onunla yarışmak yerine cümlenizi durdurup kısa şekilde:

“Bak, yine aynı anda konuşuyoruz. Ben bitireyim, sonra sen devam et.”

demek daha açık bir mesaj verir.

Bunu da okuyun: Arkadaşım Yalnızken İyi Ama Başkalarının Yanında Beni Görmezden Geliyor

İnsanların içinde mi, yalnızken mi söylemek daha doğru?

Bir arkadaşınız, eşiniz veya iş arkadaşınız bunu sürekli yapıyorsa her seferinde kalabalığın içinde düzeltmek gereksiz bir güç mücadelesine dönüşebilir.

Sakin bir anda şöyle söylemek daha anlaşılır olabilir:

“Sohbet ederken bazen ben cümlemi bitirmeden konuşmaya başladığını fark ediyorum. Birkaç kez üst üste olunca anlatmak istediğim şeyi tamamlayamıyorum.”

Buradaki önemli fark “Sen beni hiç dinlemiyorsun” demek yerine hangi davranışın sizi rahatsız ettiğini tarif etmek.

Karşı taraf gerçekten bunun farkında değilse düzeltmesi çok daha kolay olur.

“Sen devam et” deyip tamamen susmak iyi bir yöntem mi?

Bir iki kez işe yarayabilir fakat sürekli geri çekilmek uzun vadede konuşmadaki dengesizliği çözmeyebilir.

Bazı kişiler sözlerinin kesilmemesi için giderek daha hızlı konuşmaya, sesini yükseltmeye veya karşısındakinin sözünü kesmeye başlar. O zaman iletişim “kim daha uzun konuşabilecek?” yarışına dönüşür.

Daha işlevsel olan, konuşma hakkınızı sakin biçimde korumaktır.

Örneğin kişi araya girdiğinde söylediğinizi yarım bırakmak yerine:

“Onu da konuşalım; önce şu düşüncemi tamamlayayım.”

diyebilirsiniz.

Bu cümle hem karşı tarafın söyleyeceğini tamamen reddetmez hem de konunun kontrolünü kaybetmenizi önler.

Şaka yaparak uyarmak her zaman işe yaramaz

“Bir susarsan ben de iki kelime edeceğim” gibi esprili cümleler yakın arkadaşlıkta ortamı yumuşatabilir.

Fakat davranış sizi gerçekten rahatsız ediyorsa sürekli şakayla anlatmak mesajın ciddiyetini görünmez hâle getirebilir. Karşınızdaki kişi bunu gerçek bir sınır olarak algılamayabilir.

Bir davranış tekrar ediyorsa bir noktada açık cümle daha etkilidir:

“Sözümün sık sık kesilmesi beni rahatsız ediyor. Ben bitirdiğimde seni dinleyeceğim.”

Sorunun niyetini anlamak için şu üç şeye bakın

“Sözümü neden kesiyor?” sorusunun kesin cevabını kişinin zihnini okuyarak bulamazsınız. Fakat davranış üç küçük ayrımla daha anlaşılır hâle gelir.

Sözü size geri veriyor mu?
Araya girdikten sonra “Sen devam et” diyorsa kesme daha çok heyecan veya konuşma ritmiyle ilişkili olabilir.

Konuyu değiştiriyor mu?
Sözünüzün ortasında sürekli kendi hikâyesine geçiyorsa konuşmanın merkezini kendine çekme ihtimali daha yüksektir.

Uyardığınızda davranışı değişiyor mu?
En güçlü ipuçlarından biri budur. İnsan konuşma alışkanlığının farkında olmayabilir. Fakat açıkça rahatsız olduğunuzu söyledikten sonra hiçbir çaba göstermiyorsa artık yalnızca “farkında değildi” açıklaması zayıflar.

Sürekli söz kesilmek rahatsız edicidir; fakat doğru tepkiyi seçmek için önce bir kerelik üst üste konuşmayla tekrarlanan susturma davranışını birbirinden ayırmak gerekir. Heyecanla araya giren biriyle konuşma ritmini ayarlamak mümkün olabilir. Defalarca sınır koymanıza rağmen sözünüzü bastıran biriyle ise mesele artık yalnızca konuşma tekniği değil, iletişimde size ne kadar alan tanındığıdır.

İletişimde karşı tarafın davranışını yorumlamakta zorlandığınız başka bir durum için ilk mesajı hep ben atıyorum: karşı taraf ilgisiz mi, yoksa iletişim tarzı mı farklı? yazımızdaki ayrımlara da bakabilirsiniz.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Anlatılan durum sizi veya bir yakınınızı uzun süredir zorluyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almayı düşünebilirsiniz.

Kaynakça

Bu yazıda bir hata mı fark ettiniz? Bize bildirin.

Merakça Editör Ekibi

Yazar hakkında

Merakça Editör Ekibi

Merakça Editör Ekibi; teknoloji, yaşam, kültür, seyahat, eğitim ve gündelik hayata dair merak edilen konuları araştırarak anlaşılır içerikler hazırlar. Yazılar güvenilir kaynaklardan yararlanılarak kontrol edilir ve gerektiğinde güncellenir.

Senin tepkin

Bu içerik sana nasıl hissettirdi?

Bir emoji seç; tepkin anında sayılsın.

Paylaş

Bu yazıyı faydalı bulduysan paylaşabilirsin.
WhatsApp’ta Paylaş
Yorumlar Sen ne düşünüyorsun? Okumak veya yorum yazmak için tıkla.

İlk yorumu sen bırak

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen bırak.

Haftalık Merak

Merakını canlı tut.

Haftanın en iyi içerikleri ve yeni keşifler e-postana gelsin.