Bazı insanlar tatilde deniz, güneş ve huzur arıyor. Bazılarıysa terk edilmiş binaların, yeraltı mezarlarının ve karanlık hikâyelerin peşinden gitmeyi tercih ediyor.
Dünyanın farklı noktalarında bulunan bazı turistik yerler gerçekten de bir korku filminin setinden çıkmış gibi görünüyor. Üstelik çoğunun ürkütücü olması için hayalet hikâyelerine ihtiyacı bile yok; geçmişlerinde yaşananlar yeterince rahatsız edici.
İşte gitmeden önce iki kez düşünmenize neden olabilecek dünyanın en korkunç gezilecek yerlerinden bazıları.
1. Paris Yeraltı Mezarları – Fransa

Paris denildiğinde akla Eyfel Kulesi ve Seine Nehri geliyor. Fakat şehrin yaklaşık 20 metre altında bambaşka bir Paris var.
- yüzyılın sonlarında mezarlıklardaki sağlık sorunları nedeniyle insan kalıntıları eski taş ocaklarına taşınmaya başladı. Bugün Paris Yeraltı Mezarları’nda kilometreler boyunca uzanan galerilerin bir bölümü ziyaret edilebiliyor. Duvarların insan kemikleri ve kafataslarıyla çevrili olduğu bölümlerde yürümek, Paris’te yapabileceğiniz en sıra dışı şeylerden biri. Mekân, Nisan 2026’da yenilenen ziyaret rotasıyla yeniden açıldı.
2. Oyuncak Bebekler Adası – Meksika
Mexico City’deki Xochimilco kanallarında bulunan Isla de las Muñecas, ilk bakışta terk edilmiş bir korku filmi dekoruna benziyor.
Ağaçlarda, kulübelerde ve çitlerde yıllardır yağmurun ve güneşin altında kalmış oyuncak bebekler asılı duruyor. Adanın hikâyesi ise Don Julián Santana Barrera isimli bir adamın, yakınlarda boğulduğuna inanılan küçük bir kızın ruhunu yatıştırmak için bebekler asmaya başladığını anlatan yerel efsaneye dayanıyor.
Gerçek ile söylencenin nerede ayrıldığı tartışmalı olsa da adanın görüntüsü tek başına yeterince ürkütücü.
3. Hashima Adası – Japonya
Bir zamanlar 5 binden fazla insanın yaşadığı küçücük bir ada düşünün. Sonra herkes gidiyor ve bütün şehir olduğu gibi kalıyor.
Nagasaki açıklarındaki Hashima Adası, kömür madenciliği sayesinde hızla büyümüş ancak madenlerin kapanmasının ardından 1974’te tamamen terk edilmiş. Beton apartmanları, boş koridorları ve deniz duvarları nedeniyle uzaktan bir savaş gemisine benzediği için “Battleship Island” olarak da biliniyor.
Bugün UNESCO Dünya Mirası kapsamındaki adaya yalnızca yetkili turlarla gidilebiliyor; bazı binalara yapısal tehlike nedeniyle yaklaşmak yasak.
4. Sedlec Kemik Kilisesi – Çekya

Prag’a yaklaşık bir saat uzaklıktaki Kutná Hora’da dışarıdan oldukça sıradan görünen küçük bir kilise var. İçeri girdiğinizdeyse manzara tamamen değişiyor.
Sedlec Ossuary’nin alt bölümünde binlerce insana ait kemikler bulunuyor. Kafatasları ve kemiklerle oluşturulan süslemeler arasında dev bir avize bile var.
Burası yalnızca turistik bir mekân değil; hâlâ kullanılan bir Roma Katolik ibadet alanı. Bu nedenle içeride fotoğraf çekilmesine dahi izin verilmiyor.
5. Palermo Capuchin Yeraltı Mezarları – İtalya
Burayı listedeki diğer yerlerden ayıran şey, ziyaretçilerin yalnızca kemiklerle değil mumyalanmış insan bedenleriyle karşılaşması.
Palermo’daki Capuchin Yeraltı Mezarları’nda yaklaşık 2.000 iskelet ve mumyalanmış beden bulunuyor. Bazıları hâlâ öldükleri döneme ait kıyafetleriyle sergileniyor.
- ve 19. yüzyıllar arasında toplumdaki statüyü ölümden sonra bile sürdürmenin bir yolu hâline gelen mumyalama geleneği, bugün ortaya son derece sıra dışı bir tarihî mekân çıkarmış durumda.
6. Eastern State Penitentiary – ABD
Philadelphia’daki Eastern State Penitentiary bir zamanlar dünyanın en ünlü hapishanelerinden biriydi.
1829’da açılan hapishanenin temelinde mahkûmları uzun süre yalnız bırakarak pişmanlığa yöneltme düşüncesi bulunuyordu. Yıllar boyunca 85 binden fazla insan buradan geçti; ünlü gangster Al Capone da mahkûmları arasındaydı.
1970’lerde boşaltılan dev yapı bugün müze olarak ziyaret edilebiliyor. Çökmeye bırakılmış hücre blokları ve boş gözetleme kuleleri ise mekânın atmosferini fazlasıyla koruyor.
7. Bran Şatosu – Romanya
Transilvanya’nın sisli dağları arasında yükselen Bran Şatosu, listenin belki de en “sinematik” durağı.
Şatonun korkutucu ünü büyük ölçüde Dracula efsanesinden ve popüler kültürden geliyor. Gerçek tarih ile vampir hikâyeleri birbirinden oldukça farklı olsa da dar taş merdivenleri, karanlık odaları ve Orta Çağ mimarisi burayı özellikle sonbahar aylarında dünyanın en atmosferik turistik noktalarından birine dönüştürüyor.
Şatonun Halloween dönemlerinde özel korku turları düzenlemesi de bu ünün artık turizm deneyiminin bilinçli bir parçası hâline geldiğini gösteriyor.
Peki Gerçekten Korkunçlar mı?
Bu yerlerin hepsinde doğaüstü bir şey yaşandığına dair kanıt yok. Asıl ürkütücü olan, çoğunun arkasında gerçek insanların, gerçek ölümlerin ve gerçekten terk edilmiş yaşamların bulunması.
Belki de bu yüzden karanlık turizm giderek daha fazla ilgi çekiyor: İnsanlar yalnızca güzel yerleri değil, geçmişin rahatsız edici izlerini de görmek istiyor.
Yine de bu listenin ardından biraz daha huzurlu bir rota arıyorsanız Merakça’daki Bali’de Gezilecek Yerler: İlk Kez Gidecekler İçin 15 Durak rehberine geçebilirsiniz. Yok, “korkuya devam” diyorsanız bu kez gerçek mekânlardan ekran başına geçip Bir An Bile Sıkmayan 10 Korku Filmi listesine göz atabilirsiniz.
Yorumlar Sen ne düşünüyorsun? Okumak veya yorum yazmak için tıkla.