Çocuk 8 dk

Çocuğum Okuldan Gelince Hiçbir Şey Anlatmıyor: Neden, Nasıl Konuşturulur?

“Bugün okulda ne yaptın?”

“Hiçbir şey.”

“Nasıl hiçbir şey?”

“Bilmiyorum.”

Bütün gün çocuğunu görmemiş bir anne veya baba için bu konuşma biraz sinir bozucu olabilir. Üstelik çocuk arkadaşlarıyla saatlerce konuşabiliyor, sevdiği bir oyunu ayrıntılarıyla anlatabiliyorsa insanın aklına ister istemez “Benden bir şey mi saklıyor?” sorusu gelebilir.

Oysa okuldan gelince hiçbir şey anlatmamak tek başına çocuğun okulda sorun yaşadığı, ailesine güvenmediği veya bir şey gizlediği anlamına gelmez. Bazen sorun çocuğun konuşmak istememesi bile değildir; sorunun zamanı ve biçimi konuşmanın daha başlamadan bitmesine neden olabilir.

“Okulda Ne Yaptın?” Sorusu Neden Genellikle “Bilmiyorum” ile Bitiyor?

Bir yetişkine akşam “Bugün işte ne yaptın?” diye sorulduğunda onun da “Her zamanki şeyler” demesi şaşırtıcı değildir.

Çocuk açısından bakıldığında “Bugün okulda ne yaptın?” oldukça geniş bir sorudur. Dersler, teneffüsler, yemek, arkadaşları, öğretmeni ve gün içinde yaşadığı onlarca küçük olay arasından hangisini anlatması gerektiğine karar vermesi gerekir.

Üstelik soru çoğu zaman okul kapısından çıkar çıkmaz veya eve girer girmez gelir.

Çocuk aç, yorgun veya zihinsel olarak başka bir şeye geçmek istiyor olabilir. Merakça’daki çocuğun dışarıda uslu ama evde huysuz olması konusunu ele aldığımız yazıda da okuldan eve dönüşün bazı çocuklar için başlı başına bir geçiş süreci olabileceğini anlatmıştık.

Bu yüzden “bilmiyorum” cevabını hemen isteksizlik veya gizleme olarak yorumlamamak daha doğru olabilir.

Eve Girer Girmez Konuşturmak Yerine Biraz Zaman Verin

Çocuğuyla sakin bir ortamda sohbet eden ebeveyn

Çocuğun konuşmasını sağlamak için yapılabilecek ilk değişiklik bazen yeni bir soru bulmak değil, soruyu biraz geciktirmektir.

Eve geldiğinde üstünü değiştirmek, bir şeyler yemek, biraz oyun oynamak veya sessiz kalmak isteyen bir çocuk yarım saat sonra çok daha konuşkan olabilir.

Bu, “Çocuğa okul hakkında hiç soru sormayın” anlamına gelmiyor. Yalnızca çocuğun okuldan eve geçiş biçimini gözlemlemek işe yarayabilir.

Bir hafta boyunca küçük bir deneme yapabilirsiniz. Eve gelir gelmez okul sorularını bırakın. Önce karşılayın, günlük rutine geçmesine izin verin. Daha sonra sohbet doğal biçimde başladığında okuldan küçük bir ayrıntıya değinin.

Konuşmanın miktarında fark oluşuyorsa sorun çocuğun “anlatmaması” değil, konuşmak için seçilen zaman olabilir.

Çocuğu Konuşturan Sorular Daha Küçük ve Somuttur

“Okul nasıldı?” sorusuna “iyi”, “Bugün ne yaptın?” sorusuna “hiçbir şey” cevabı geliyorsa aynı soruyu farklı kelimelerle tekrar etmek genellikle sohbeti ilerletmez.

Daha küçük bir kapı açmak işe yarayabilir.

Örneğin:

  • “Bugün seni güldüren bir şey oldu mu?”
  • “Teneffüste en çok kiminle vakit geçirdin?”
  • “Bugünün en kolay dersi hangisiydi?”
  • “Bugün öğretmenin söylediği ilginç bir şey var mıydı?”
  • “Öğle arasında ne yaptınız?”
  • “Bugün tekrar yaşamak isteyeceğin bir an oldu mu?”
  • “Bugünden silebilseydin hangi kısmı silerdin?”

American Academy of Pediatrics’in ebeveynlere yönelik HealthyChildren kaynaklarında da yalnızca “evet/hayır” cevabı doğuran sorular yerine çocuğun düşüncelerini anlatabileceği açık uçlu sorular kullanılması öneriliyor. Kuruluş, sohbet için yalnızca karşılıklı oturulan özel anların gerekmediğini; araba yolculuğu, yürüyüş veya birlikte yapılan günlük işler sırasında da konuşmanın gelişebileceğini belirtiyor.

Burada amaç arka arkaya yedi soru sormak değil. Bazen tek bir iyi soru, on tane “Sonra ne oldu?” sorusundan daha fazla şey anlatır.

En Büyük Hata: İlk Ayrıntıyı Duyunca Sorguya Geçmek

Çocuk sonunda bir şey anlattığında ebeveynin heyecanlanması çok doğal.

“Bugün Mehmet bana kızdı.”

Bu cümleden sonra peş peşe şunlar gelebilir:

“Neden kızdı?”

“Sen ne yaptın?”

“Öğretmenin gördü mü?”

“Daha önce de yaptı mı?”

“Niye bana söylemedin?”

Ebeveyn bilgi toplamaya çalışırken çocuk açısından sohbet birkaç saniye içinde sorguya dönüşebilir.

Bazen daha iyi cevap yalnızca şudur:

“Hmm, canın sıkılmış gibi. İstersen anlat.”

Sonra beklemek.

UNICEF’in ebeveyn-çocuk iletişimine ilişkin önerilerinde aktif dinleme; çocuğu yargılamadan dinlemek, söylediklerine ilgi göstermek ve duygularını ifade etmesine alan açmak üzerinden ele alınıyor.

Çocuğun anlattığı ilk olaya hemen çözüm üretmek de benzer etki yaratabilir. Her anlatılan olay ebeveynin müdahalesini gerektirmez. Bazen çocuk yalnızca anlatmak ister.

Siz de Gününüzden Küçük Bir Şey Anlatın

Sohbetin sürekli şu biçimde ilerlediğini düşünün:

Ebeveyn soruyor.

Çocuk cevaplıyor.

Ebeveyn yeni soru soruyor.

Çocuk yeniden cevaplıyor.

Bu yapı doğal bir sohbetten çok röportaja benzeyebilir.

Bunun yerine ebeveyn kendi gününden yaşa uygun küçük bir ayrıntı paylaşabilir:

“Bugün benim de çok komik bir şey oldu. Kahvemi masaya koydum, sonra nerede olduğunu unuttum.”

Ya da:

“Bugün bir işi yapamadım, biraz sinirlendim ama sonra tekrar denedim.”

American Academy of Pediatrics, özellikle daha büyük çocuklarla okul ve öğrenme üzerine konuşurken ebeveynin kendi gününden öğrendiği veya yaşadığı şeyleri paylaşmasının karşılıklı konuşmayı destekleyebileceğini belirtiyor.

Çocuk böylece evde yalnızca kendisinden bilgi istenen kişi olmadığını görür.

“Anlatmak İstemiyorum” Cevabına Nasıl Karşılık Verilmeli?

Çocuk açıkça “Anlatmak istemiyorum” diyorsa konuşmayı zorlamak çoğu zaman yeni bilgi sağlamaz.

“Tamam. İstersen sonra anlatabilirsin.”

gibi kısa bir cevap yeterli olabilir.

Bu yaklaşım ilgisizlik değildir. Çocuğa iki mesajı aynı anda verir:

Seni merak ediyorum ama konuşmaya zorlamayacağım. İhtiyacın olduğunda buradayım.

Harvard Center on the Developing Child, çocuk ile yetişkin arasındaki sağlıklı iletişimin tek yönlü değil, karşılıklı ve çocuğun verdiği işaretlere duyarlı bir etkileşim olduğunu vurguluyor.

Bazı çocukların anlatmaya başlaması için doğrudan göz göze oturmak yerine birlikte bir şey yapmak da daha rahat olabilir. Arabada giderken, yemek hazırlarken, Lego yaparken veya yürürken okuldan söz açılması bazen daha doğal ilerler.

Çocuğun Bir Şey Sakladığını Nasıl Anlarız?

Tek başına az konuşmak yeterli bir işaret değildir.

Asıl bakılması gereken, çocuğun genel davranışında yeni bir değişiklik olup olmadığıdır.

Örneğin daha önce okula severek giderken aniden gitmek istememesi, sık sık baş veya karın ağrısından söz etmesi, uyku düzeninin belirgin biçimde değişmesi, arkadaşlarından uzaklaşması, eşyalarının sık sık kaybolması veya zarar görmesi, okul başarısında belirgin düşüş görülmesi gibi değişiklikler varsa konu yalnızca “anlatmıyor” diye değerlendirilmemelidir.

ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığına bağlı StopBullying.gov, bu tür değişikliklerin akran zorbalığı yaşayan bazı çocuklarda görülebilen uyarı işaretleri arasında olduğunu belirtiyor. Ancak aynı kaynak, her çocukta belirti görülmeyebileceğini ve bu belirtilerin tek başına zorbalığı kanıtlamadığını da vurguluyor.

Okul günlerinde tekrarlayan karın ağrısı, baş ağrısı veya yoğun okula gitme isteksizliği varsa çocuk doktoru ve okul ile görüşmek de uygun olabilir. American Academy of Pediatrics, okuldan kaçınma davranışına bazen okul günlerinde ortaya çıkan fiziksel yakınmaların eşlik edebildiğini belirtiyor.

Öğretmene “Bir Sorun Var mı?” Yerine Daha Somut Sorular Sorun

Çocuk anlatmıyorsa ebeveynin her ayrıntıyı öğretmenden öğrenmeye çalışması da gerekli değildir. Fakat davranışta değişiklik fark ediliyorsa öğretmenin gözlemi önemli olabilir.

“Okulda bir problem var mı?” yerine:

“Son günlerde teneffüslerde kimlerle vakit geçiriyor?”

“Derslere katılımında değişiklik fark ettiniz mi?”

“Arkadaş grubunda son zamanlarda bir değişiklik oldu mu?”

“Günün belirli bir bölümünde daha sessiz görünüyor mu?”

gibi gözleme dayalı sorular daha açıklayıcı olabilir.

Böylece amaç çocuğun gününün raporunu almak değil, ebeveynin fark ettiği değişikliğin okul ortamında da görülüp görülmediğini anlamaktır.

Her Gün Okul Raporu Almak Zorunda Değilsiniz

Çocukla yakın ilişki kurmanın ölçüsü, okulda yaşanan her olaydan aynı akşam haberdar olmak değildir.

Bazı çocuklar kapıdan girerken anlatır. Bazısı yemek sırasında konuşur. Bazısı iki gün sonra “Anne, geçen gün okulda bir şey oldu…” diye konu açar.

Daha işe yarayan hedef, çocuğun önemli bir şey olduğunda size gelebileceğini bilmesidir.

Bu yüzden “Bugün ne yaptın?” sorusuna verilen “hiçbir şey” cevabıyla savaşmak yerine konuşmanın koşullarına bakın. Soruyu küçültün, doğru zamanı bekleyin, kendi gününüzden paylaşın ve çocuk anlatmaya başladığında ilk görevinizin sorgulamak değil dinlemek olduğunu hatırlayın.

Çocuk okul hakkında çok konuşmasa bile günlük davranışı, arkadaşlıkları, uyku ve yemek düzeni normal seyrediyorsa bu tek başına alarm nedeni değildir. Fakat sessizliğe belirgin davranış değişiklikleri, okuldan kaçınma, korku veya fiziksel yakınmalar ekleniyorsa konu öğretmen ve gerektiğinde bir sağlık uzmanıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynakça

Senin tepkin

Bu içerik sana nasıl hissettirdi?

Bir emoji seç; tepkin anında sayılsın.

Paylaş

Bu yazıyı faydalı bulduysan paylaşabilirsin.
WhatsApp’ta Paylaş
Yorumlar Sen ne düşünüyorsun? Okumak veya yorum yazmak için tıkla.

İlk yorumu sen bırak

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen bırak.

Haftalık Merak

Merakını canlı tut.

Haftanın en iyi içerikleri ve yeni keşifler e-postana gelsin.