Bazı yerleri fotoğraflarda görmek bile etkileyici. Bazılarında ise fotoğraf, gerçeğin ne kadar büyük olduğunu anlatmaya pek yetmiyor. Şelaleler kesinlikle ikinci grupta.
Yüzlerce metre yükseklikten düşen sulardan tropikal ormanların arasında saklanan turkuaz havuzlara kadar dünyanın farklı köşelerinde birbirinden tamamen farklı şelaleler bulunuyor. Üstelik güzellikleri yalnızca yüksekliklerinden veya büyüklüklerinden gelmiyor; çevrelerindeki coğrafya çoğu zaman manzarayı bambaşka bir seviyeye taşıyor.
Daha önce dünyanın en renkli göllerini ve en güzel krater göllerini gezmiştik. Bu kez su biraz daha hareketli.
İşte dünyanın en güzel şelaleleri arasında gösterilen 12 olağanüstü yer.
1. Iguazu Şelaleleri – Arjantin ve Brezilya

Tek bir şelale bekliyorsanız Iguazu sizi biraz şaşırtabilir. Çünkü burada karşınıza yaklaşık 275 ayrı şelaleden oluşan devasa bir sistem çıkıyor.
Arjantin ile Brezilya sınırında, yoğun subtropikal ormanın ortasında bulunan Iguazu’nun en ünlü bölümü Şeytan Boğazı olarak biliniyor. Suyun büyük bir güçle aşağıya dökülmesi nedeniyle çevre sürekli sis ve su zerrecikleriyle kaplı.
Manzarayı hem Arjantin hem de Brezilya tarafından görmek mümkün ve iki taraf da oldukça farklı bir perspektif sunuyor.
2. Victoria Şelalesi – Zambiya ve Zimbabve

Yerel dilde Victoria Şelalesi için kullanılan isimlerden biri Mosi-oa-Tunya, yani “Gürleyen Duman”.
Neden böyle dendiğini şelaleye yaklaşınca anlamak zor değil.
Zambezi Nehri’nin suları yaklaşık 1,7 kilometre genişliğindeki uçurum hattından aşağıya dökülüyor. Özellikle su seviyesinin yüksek olduğu dönemlerde yükselen su buharı kilometrelerce uzaktan görülebiliyor.
Şelalenin hemen kıyısındaki ünlü Devil’s Pool ise dünyanın en sıra dışı doğal yüzme noktalarından biri olarak biliniyor.
3. Angel Şelalesi – Venezuela

Venezuela’nın Canaima Ulusal Parkı’ndaki Angel Şelalesi yaklaşık 979 metrelik toplam yüksekliğiyle dünyanın en yüksek kesintisiz şelalesi olarak kabul ediliyor.
Su, dev Auyán-tepui platosunun neredeyse dik duvarından aşağıya düşüyor.
Burası yalnızca şelalenin yüksekliği nedeniyle değil, çevresindeki sıra dışı masa dağları ve yoğun orman nedeniyle de etkileyici. Üstelik ulaşımının kolay olmaması Angel Şelalesi’ni hâlâ dünyanın nispeten vahşi kalan doğa harikalarından biri hâline getiriyor.
4. Niagara Şelaleleri – ABD ve Kanada

Muhtemelen listenin en ünlü ismi.
ABD ile Kanada arasındaki Niagara aslında Horseshoe Falls, American Falls ve Bridal Veil Falls olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor.
Burayı özel yapan şey yalnızca yüksekliği değil, üzerinden geçen devasa su miktarı. Şelalenin hemen yakınına kadar götüren tekneler sayesinde ziyaretçiler Niagara’nın gücünü yalnızca görmekle kalmıyor, kelimenin tam anlamıyla hissediyor.
5. Seljalandsfoss – İzlanda

İzlanda zaten başka bir gezegene benzeyen manzaralarıyla ünlü. Seljalandsfoss ise ülkenin en fotojenik duraklarından biri.
Yaklaşık 60 metre yükseklikten dökülen şelalenin en sıra dışı özelliği, uygun koşullarda suyun arkasından yürüyebilmeniz.
Kayalığın altında uzanan patika sayesinde şelaleyi yalnızca karşıdan değil, içeriden dışarıya doğru da izlemek mümkün.
İzlanda gibi sıra dışı coğrafyalar hoşunuza gidiyorsa dünyanın en ilginç adaları listemize de göz atabilirsiniz.
6. Skógafoss – İzlanda

Seljalandsfoss’tan çok uzaklaşmadan bir başka İzlanda klasiğine geliyoruz.
Yaklaşık 60 metre yüksekliğindeki Skógafoss, geniş ve neredeyse kusursuz bir perde şeklinde aşağıya dökülüyor. Güneşli günlerde şelalenin oluşturduğu yoğun su zerrecikleri nedeniyle gökkuşağı görmek de oldukça yaygın.
Şelalenin yanındaki merdivenlerden yukarı çıktığınızda manzara tamamen değişiyor; aşağıdaki düzlükler ve Atlantik kıyısına uzanan arazi gözünüzün önüne seriliyor.
7. Plitvice Şelaleleri – Hırvatistan

Burası klasik anlamda tek bir dev şelale değil.
Plitvice Gölleri Milli Parkı, birbirine şelaleler ve küçük çağlayanlarla bağlanan 16 gölden oluşan masalsı bir doğa alanı.
Turkuaz ve yeşilin farklı tonlarındaki göllerin arasından geçen ahşap yürüyüş yolları sayesinde suyun hemen üzerinde ilerlemek mümkün.
Plitvice’nin güzelliği tek bir noktaya değil, parkın neredeyse tamamına yayılmış durumda.
8. Ban Gioc–Detian Şelalesi – Vietnam ve Çin

Vietnam ile Çin sınırındaki yemyeşil dağların arasında bulunan Ban Gioc–Detian, birkaç kademeden oluşan geniş bir şelale sistemi.
Pirinç tarlaları, karstik tepeler ve tropikal bitki örtüsüyle çevrili olması burayı diğer büyük şelalelerden tamamen farklı gösteriyor.
Özellikle yağışlı dönemde su miktarı arttığında şelalenin farklı kolları birleşerek oldukça geniş bir görüntü oluşturuyor.
9. Kaieteur Şelalesi – Guyana
Kaieteur’un en etkileyici taraflarından biri çevresinde büyük bir şehir, otel bölgesi veya kalabalık turistik merkez bulunmaması.
Guyana’nın yağmur ormanlarının ortasında yer alan şelale, yaklaşık 226 metrelik tek düşüşüyle dev bir kaya duvarından aşağıya iniyor.
Uçsuz bucaksız ormanın içerisinde bir anda ortaya çıkan bu dev şelaleyi havadan görmek ise manzaranın ölçeğini çok daha iyi hissettiriyor.
10. Havasu Şelalesi – ABD

Büyük Kanyon çevresinde böyle bir yer görmeyi beklemek zor.
Arizona’daki Havasu Şelalesi’nin turkuaz renkli suyu, çevresindeki kırmızı ve turuncu kayalıklarla inanılmaz bir kontrast oluşturuyor.
Suyun karakteristik mavi-yeşil renginde bölgedeki yüksek mineral içeriğinin önemli payı bulunuyor.
Havasu’yu ilginç yapan şey de tam olarak bu: Çölü andıran bir coğrafyanın ortasında tropikal bir vaha görüntüsü.
11. Sekumpul Şelalesi – Bali, Endonezya

Bali’nin tapınakları ve plajları daha fazla tanınıyor olabilir ancak adanın iç kesimlerinde oldukça etkileyici şelaleler de var.
Sekumpul, yemyeşil vadinin farklı noktalarından aşağıya süzülen birkaç şelalenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.
Şelaleye ulaşmak biraz yürüyüş gerektiriyor ancak pirinç tarlaları, tropikal bitki örtüsü ve vadi manzarası yolculuğun kendisini de deneyimin bir parçasına dönüştürüyor.
Endonezya’yı ziyaret etmeyi düşünüyorsanız Bali’de gezilecek yerler rehberimizde adadaki diğer önemli durakları da bulabilirsiniz.
12. Gullfoss – İzlanda
Listeyi yine İzlanda’da bitirelim.
Gullfoss’un görüntüsü ilk bakışta biraz yanıltıcı. Çünkü nehrin suları iki aşamada aşağıya iniyor ve ardından dar bir kanyonun içerisine adeta kayboluyor.
Şelalenin çevresindeki geniş ve açık arazi sayesinde özellikle uzaktan bakıldığında suyun yeryüzünde dev bir yarığın içerisine döküldüğü hissi oluşuyor.
Kışın buz ve karla, yaz aylarında ise yeşil arazilerle çevrili olması Gullfoss’un yıl boyunca tamamen farklı görünmesini sağlıyor.
Peki Dünyanın En Güzel Şelalesi Hangisi?
Bunun tek bir cevabı yok.
Devasa ölçeği nedeniyle Iguazu ve Victoria, yüksekliğiyle Angel, turkuaz suyuyla Havasu, vahşi doğasıyla Kaieteur tamamen farklı deneyimler sunuyor.
Belki de şelaleleri bu kadar etkileyici yapan şey tam olarak bu. Aynı şey oluyor; su yüksek bir noktadan aşağıya düşüyor. Ama coğrafya değiştiğinde ortaya çıkan manzara da bütünüyle değişiyor.
Kimi bir yağmur ormanının ortasında, kimi çölün içinde, kimi ise binlerce yıldır şekillenen volkanik arazilerin üzerinde.
Doğa bazen yalnızca su ve kayayla bile inanılması güç manzaralar oluşturabiliyor.
Yorumlar Sen ne düşünüyorsun? Okumak veya yorum yazmak için tıkla.