Çocuk 5 dk

Çocuğum Kardeşini Kıskanıyor: Kardeş Kıskançlığında Anne Baba Nasıl Davranmalı?

Editoryal standartlarla hazırlandı Güncellendi: 5 dk

Yeni bebeği kucağınıza aldığınız sırada büyük çocuğunuz “Onu geri götürelim” diyebilir. Birkaç gün sonra kardeşinin oyuncağını elinden çekebilir, siz bebeği beslerken tam o anda kucağınıza gelmek isteyebilir veya daha önce kendi yaptığı şeyler için yeniden yardım talep etmeye başlayabilir.

Bunların hepsini “kardeşini sevmiyor” şeklinde yorumlamak kolaydır. Oysa çocuğun verdiği tepki çoğu zaman kardeşin kendisinden çok, aile içindeki yerinin değişmesine ve anne-babasının ilgisini paylaşmak zorunda kalmasına yöneliktir.

Kardeş kıskançlığı nasıl anlaşılır?

Kardeş kıskançlığı her zaman “Kardeşimi istemiyorum” cümlesiyle ortaya çıkmaz.

Bazı çocuklar kardeşine kızar, oyuncaklarını vermek istemez veya anne-babasının bebeği kucağına almasına tepki gösterir. Bazılarında ise daha dolaylı davranışlar görülebilir: daha fazla ağlama, sürekli kucak isteme, bebeksi konuşmaya başlama ya da daha önce bağımsız yaptığı işleri anne-babasına yaptırmaya çalışma gibi.

American Academy of Pediatrics’in ebeveynlere yönelik HealthyChildren kaynağı, yeni kardeş sonrasında özellikle okul öncesi dönemde bazı çocuklarda tuvalet alışkanlığında gerileme veya yeniden biberon isteme gibi geçici davranışların görülebileceğini belirtiyor. Bu tür davranışların amacı bilinçli biçimde anne-babayı zorlamak olmak zorunda değildir; çocuk değişen aile düzeninde hâlâ sevildiğinden ve önemsendiğinden emin olmaya çalışıyor olabilir.

Burada tek bir davranıştan çok değişimin ne zaman başladığına bakmak daha anlamlıdır. Kardeşin doğumundan veya aile düzenindeki başka bir değişiklikten hemen sonra ortaya çıkan davranışlar önemli bir ipucu verebilir.

“Kıskanma, o senin kardeşin” demek neden pek işe yaramaz?

Bir çocuğun kıskançlık hissetmesini yasaklamak, o duyguyu ortadan kaldırmaz.

“Sen ablasın, böyle davranmamalısın”, “Kardeşini kıskanmak çok ayıp” veya “Bebek senden küçük, idare edeceksin” gibi cümleler iyi niyetle söylense bile çocuk açısından başka bir mesaj taşıyabilir: “Böyle hissetmeye hakkım yok.”

Bunun yerine duyguyu davranıştan ayırmak daha işlevseldir.

“Bebeği kucağıma aldığımda senin de benimle olmak istediğini görüyorum” denebilir.

Ama çocuk kardeşine vuruyorsa sınır yine korunmalıdır:

“Kardeşine kızabilirsin ama vuramazsın.”

Yani çocuğun öfkesine veya kıskançlığına alan açmak, zarar verici davranışlara izin vermek anlamına gelmez.

Bu ayrım evdeki başka davranış sorunlarında da önemlidir. Çocuğun bazı duygularını özellikle ev ortamında daha yoğun göstermesiyle ilgili Merakça’daki çocuğun dışarıda uslu ama evde huysuz davranmasının olası nedenleri yazısında da benzer biçimde, duyguyu anlamanın sınırları kaldırmak anlamına gelmediğini ele almıştık.

Büyük çocuğa özel zaman ayırmak saatlerce oyun oynamak demek değil

Anne yanında otururken yeni doğan kardeşiyle ilgilenen büyük çocuk

Yeni bir bebek evde çok fazla bakım gerektirir. Bu yüzden anne-babanın zamanını iki çocuk arasında tam anlamıyla yarı yarıya bölmesi çoğu zaman gerçekçi değildir.

Buradaki hedef matematiksel eşitlik değil, büyük çocuğun kendisiyle ilişkinizin hâlâ devam ettiğini hissedebilmesidir.

UNICEF, yeni kardeşe uyum sürecinde büyük çocukla birebir zaman geçirilmesini ve yaşına uygun biçimde ailedeki yeni düzene dahil edilmesini öneriyor.

Bunun için mutlaka uzun bir etkinlik planlamak gerekmez. Bebek uyurken 15 dakika birlikte kitap okumak, kısa bir yürüyüş yapmak, akşam uyumadan önce yalnızca onunla konuşmak veya gün içinde başka bir yetişkin bebeğin yanındayken büyük çocukla birebir vakit geçirmek de değerli olabilir.

Asıl fark yaratan şey, çocuğun “Bebek gelince benim zamanım tamamen bitti” duygusunun yerleşmesini önlemektir.

Kardeş bakımına dahil edin ama görev vermeye dönüştürmeyin

“Bezi bana getirir misin?” veya “Bebeğe hangi body’yi giydirelim?” gibi küçük seçimler büyük çocuğun kendisini yeni aile düzeninin dışında değil, içinde hissetmesine yardımcı olabilir.

Fakat burada ince bir sınır var.

Çocuk kardeşine yardım etmek istemiyorsa bunu sevgi testi hâline getirmemek gerekir. “Kardeşini seviyorsan yardım edersin” gibi bir yaklaşım, bakım sorumluluğunu çocuğun üzerine taşıyabilir.

Kardeşiyle ilgilenmek bir davet olabilir; zorunlu görev olmamalıdır.

Aynı şekilde çocuğun bebeği sürekli öpmesini, kucağına almasını veya onunla oynamasını istemek de yakınlığı hızlandırmaz. Bazı çocuklar yeni kardeşleriyle hemen bağ kurarken bazıları için bu süreç daha uzun sürebilir.

Kardeşler arasında “eşit” olmaya çalışırken yeni bir sorun yaratmayın

“İkinize de aynı şeyi aldım.”

“İkinizle de tam yarım saat oynadım.”

“Birine ne yaptıysam diğerine de aynısını yaptım.”

İlk bakışta kusursuz bir adalet yöntemi gibi görünebilir. Fakat çocukların yaşı ve ihtiyaçları farklıysa adil davranmak her zaman aynı davranmak anlamına gelmez.

Yeni doğan bebeğin daha fazla fiziksel bakıma ihtiyacı olabilir. Büyük çocuğun ise oyun, konuşma veya birebir ilgi ihtiyacı öne çıkabilir.

Büyük çocuğa “Bebeğe daha çok zaman ayırıyorum çünkü onu daha çok seviyorum” mesajı vermeden bu fark açıklanabilir:

“Bebek henüz kendi yemeğini yiyemediği için ona yardım ediyorum. Sen de küçükken sana yardım ediyordum.”

Böyle bir açıklama, bakım ihtiyacı ile sevgi miktarının aynı şey olmadığını çocuğun yaşına uygun biçimde anlatmaya yardımcı olabilir.

Bunu da okuyun: Çocuğum Çok Çabuk Sinirleniyor: Öfke Nöbetlerinde Anne Baba Nasıl Yaklaşmalı?

En sık yapılan hata: Çocuğu kardeşiyle karşılaştırmak

“Kardeşin senden daha sakin.”

“Bak o hiç ağlamıyor.”

“Sen onun yaşındayken çok daha usluydun.”

Kardeşler arasında karşılaştırma yapmak, çözmeye çalıştığınız rekabeti daha da görünür hâle getirebilir.

Olumlu karşılaştırmalar bile sorun çıkarabilir. Bir çocuğa sürekli “Sen kardeşinden daha akıllısın” demek kısa vadede hoşuna gidebilir; fakat kardeşlik ilişkisini kimin daha başarılı, daha uslu veya daha sevilebilir olduğu yarışına dönüştürebilir.

Her çocuğun davranışını kendi içinde değerlendirmek daha sağlıklıdır.

Çocuk tekrar bebek gibi davranmaya başlarsa ne yapmalı?

Yeni kardeş geldikten sonra daha önce kendi başına yemek yiyen çocuğun yeniden yedirilmek istemesi veya sürekli kucağa çıkmaya çalışması anne-babayı şaşırtabilir.

Burada davranışı hemen “şımarıklık” olarak etiketlememek gerekir.

HealthyChildren, yeni kardeş sonrası okul öncesi çocuklarda geçici gerilemeler görülebileceğini ve çocuğa “yaşına uygun davranması” için baskı yapmak yerine ihtiyaç duyduğu ilgiyi vermenin daha uygun olduğunu belirtiyor.

Bu, kazanılmış bütün becerilerden vazgeçmek anlamına gelmez. Çocuk desteklenebilir fakat aynı zamanda yapabildiği şeylere yavaşça geri dönmesi teşvik edilebilir.

Kardeş kıskançlığı ne zaman profesyonel destek gerektirebilir?

Kıskançlığın bulunması tek başına psikolojik bir sorun olduğu anlamına gelmez. Yeni kardeşe alışmak zaman alabilir ve her çocuk bu değişime aynı hızda uyum sağlamaz.

Ancak davranışın şiddeti ve çocuğun günlük yaşamına etkisi daha önemlidir.

Çocuk kardeşine tekrar tekrar zarar vermeye çalışıyorsa, öfke patlamaları giderek ağırlaşıyorsa, belirgin biçimde içine kapanıyorsa veya uyku, yemek, okul ve arkadaş ilişkilerinde kalıcı değişiklikler ortaya çıkıyorsa çocuk doktoru ya da çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek uygun olur.

Tuvalet alışkanlığı gibi daha önce kazanılmış becerilerdeki gerileme uzun süre devam ediyorsa da bunun yalnızca kardeş kıskançlığından kaynaklandığını varsaymadan değerlendirilmesi gerekir.

Anne babanın hedefi kıskançlığı tamamen yok etmek olmamalı

Kardeş kıskançlığını yönetmek, iki çocuğun hiç tartışmadığı veya birbirini hiçbir zaman kıskanmadığı bir ev yaratmak anlamına gelmez.

Daha gerçekçi hedef; çocuğun ailedeki yerinin hâlâ güvende olduğunu hissetmesi, kıskançlığını zarar vermeden ifade etmeyi öğrenmesi ve kardeşiyle kuracağı ilişkiye zaman tanınmasıdır.

Bazen yapılabilecek en doğru şey, çocuğa “Kardeşini çok sevmelisin” demek yerine “Bazen ona kızabilirsin; biz yine de buradayız” mesajını verebilmektir. Kardeş ilişkisi çocukluktan sonra da değişmeye devam eder; çocuklukta yakın olan kardeşlerin zamanla neden uzaklaşabildiğini kardeşler büyüdükçe neden uzaklaşır yazımızda ele aldık.

Bunu da okuyun: Çocuğum Oyuncaklarını Paylaşmak İstemiyor: Zorla Paylaştırmak Doğru mu?

Not: Her çocuk ve her durum farklıdır. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; endişe verici, uzun süren veya günlük hayatı etkileyen durumlarda çocuk doktoru, psikolog ya da okul rehberlik servisinden destek alın.

Kaynakça

Bu yazıda bir hata mı fark ettiniz? Bize bildirin.

Merakça Editör Ekibi

Yazar hakkında

Merakça Editör Ekibi

Merakça Editör Ekibi; teknoloji, yaşam, kültür, seyahat, eğitim ve gündelik hayata dair merak edilen konuları araştırarak anlaşılır içerikler hazırlar. Yazılar güvenilir kaynaklardan yararlanılarak kontrol edilir ve gerektiğinde güncellenir.

Senin tepkin

Bu içerik sana nasıl hissettirdi?

Bir emoji seç; tepkin anında sayılsın.

Paylaş

Bu yazıyı faydalı bulduysan paylaşabilirsin.
WhatsApp’ta Paylaş
Yorumlar Sen ne düşünüyorsun? Okumak veya yorum yazmak için tıkla.

İlk yorumu sen bırak

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen bırak.

Haftalık Merak

Merakını canlı tut.

Haftanın en iyi içerikleri ve yeni keşifler e-postana gelsin.